(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 230, 231, 232, 233, 234, 235, 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.09.2004 tarih ve 2002/531-2004/318 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin uluslararası eşya taşımacılığı ve genel antrepo işletmeciliği yaptığını, davalının eşyalarının çeşitli tarihlerde yurt dışına taşınmasına rağmen taşımaya ilişkin ödeme yapmadığını, tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin davalının itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 oranında icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacının elinde taşıma sözleşmesini kanıtlayacak kesin delilin bulunmadığı, davacı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmasının sonuca etkili olmadığı, mücerret faturanın alacağın kanıtı olamayacağı, temel ilişkinin davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa, davacı taraf delil olarak fatura, konişmento talimatı, sevk irsaliyeleri ve ticari defterlere dayanmış, ticari defterlerin hangi hallerde delil olacağı TTK. nun da düzenlenmiş olup, mahkemece, davalıya ait ticari defterlerin ibrazının sağlanmasına ilişkin hiçbir işlem yapılmadan, ibraz edilmesi halinde bilirkişi marifet ile incelenmesi gerektiği düşünülmeden, davaya dayanak yapılan faturaların davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği dahi araştırılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, isticvap bir tarafın kendi aleyhine olan bir veya birkaç vakıa hakkında mahkeme tarafından sorguya çekilmesi demek olduğuna göre, akdi ilişkinin varlığını tespitine yönelik olarak sevk irsaliyelerinde bulunan imzalarla ilgili HUMK. nun 230-235. maddeleri uyarınca, tüzel kişi olan davalının organının (mümessili) isticvap edilmesi gerektiği de düşünülmeden yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, mahkemece, uyuşmazlığın çözümü hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir halin varlığı kabul edilerek HUMK. nun 275. maddesine uygun olarak, bilirkişiden rapor alınmış olmasına ve alınan raporda da davalıya ait yükün İstanbul'dan Hollanda'ya taşınmış olduğunu, bordrero Waybill, konişmento talimatı ve sevk irsaliyesi gibi belgelere dayalı olarak tespit edilmesine rağmen, daha sonra bu rapora itibar etmeme gerekçesi de karar yerinde yeterince değerlendirilip, tartışılmadan karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy