(6762 S. K. m. 82, 83, 84, 85, 86)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2004 tarih ve 2003/553 - 2004/740 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, faturalarda yazılı hizmetleri aldığını, cari hesap alacağını ödemediğini ileri sürerek, 28.058.500.000.TL.nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını, reeskont faizi isteminin de yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sunulan fatura ve ticari defterlere göre davacının alacaklı olduğu, davalı tarafından ret edilmeyen çeşitli yazışmaların da ticari ilişkiyi teyit ettiği, davalının davacı iddiasını hüküm ve kuvvetten düşürecek kanıt sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 28.058.500.000.TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafa hizmet verdiğini, düzenlenen faturalarda yazılı bedelleri ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili ise borcun bulunmadığını savunmuştur. İspat yükü kendisinde olan davacı taraf, faturalara, cari hesap ekstresine, ticari defterlerine ve diğer tüm yasal kanıtlara dayandığını açıklamıştır. Mahkemece, davacı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi karara esas alınan rapor da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Faturaların davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmedikleri araştırılmamıştır. Öte yandan, dayanak faturaların bir kısmı 2002 yılında düzenlenmiş olup bu yıla ait defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının açıklanmasına rağmen anılan yıla ait defterlerin kanıt olarak kabul edilmesi de doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, öncelikle uyuşmazlığa konu faturaların tebliğ edilip edilmediklerinin araştırılması, tacir olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde sadece davacının değil davalının da ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinden davalıya defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için süre verilmesi, ibraz edilmesi halinde her iki tarafın defterlerinin birlikte inceletilmesi, gerektiğinde davacı vekiline faturalar dışında hizmetlerin verildiğine dair varsa başka belgelerini sunma imkanı tanınması ve diğer kanıtlar da dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy