(4743 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çanakkale Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 06.10.2004 tarih ve 2004/310-2004/504 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan şirketin asıl borçlu ve diğer davalı Mustafa Gürbüz'ün ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları genel kredi sözleşmesine dayanılarak, şirket lehine müvekkilince teminat mektuplarının düzenlendiğini, ancak Tekel Genel Müdürlüğü'ne hitaben düzenlenen 5.000.000.000-TL. lik teminat mektubunun riske dönüştüğünü, teminat mektubu bedelinin depo edilmesinin ihtar edilmesine rağmen bir sonuç alınmadığını, borçluların ticari durumlarının bozulduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.000.000.000-TL. teminat mektubu bedelinin faiz getirmeyen bir hesapta nakden bloke edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, dava tarihi itibariyle söz konusu teminat mektupları için davacı Banka tarafından her hangi bir ödemenin yapılmadığı, davacının herhangi bir zararının bulunmadığı, davacının ileride gerçekleşebilecek müstakbel zararına istinaden teminat mektubu bedelinin blokesini talep ettiği, henüz doğmamış müstakbel menfaatlerin dava edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı teminat mektubu bedelinin depo edilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, teminat mektupları için davacı Banka tarafından her hangi bir ödemenin yapılmadığı, davacının, ileride gerçekleşebilecek müstakbel zararına istinaden teminat mektubu bedelinin blokesini talep ettiği, herhangi bir zararının bulunmadığı, henüz doğmamış müstakbel menfaatlerin dava edilemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa, mahkemece, davalılardan şirketin asıl borçlu ve diğer davalı Mustafa Gürbüz'ün ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları davanın dayanağı olan ve davacı tarafça dava dilekçesinde bankanın dilediği zaman ihbar etmek suretiyle sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunduğunu iddia ettiği, genel kredi sözleşmesi tümü ile dosyaya getirtilmemiş, bankanın resen göreceği lüzum üzerine ve neden göstermekle yükümlü olmaksızın, teminat mektupları tutarlarının nakden ve def'aten faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmek üzere depo edilmesini isteme hakkının bulunup bulunmadığı, bu hususunun davalılarca peşinen kabul edilip edilmediği, başka bir deyişle, anılan sözleşmede istemin riskin gerçekleşmesi koşuluna bağlandığına ilişkin bir hükmün var olup olmadığı araştırılmadığı gibi, davadan önce depo istemine ilişkin ihtarnamenin varlığı yanında, dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere, davalılar aleyhine başlatılan icra takipleri de nazara alınarak risk unsuru yeterince tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, anılan sözleşme getirtilip incelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, Halk Bankası yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy