(818 S. K. m. 158, 160)
Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.03.2004 tarih ve 2003/360-2004/149 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan reklam sözleşmesi ile yayın kuşağının akşam saatleri olacağı, yeni reklam filminin 30.07.2002 tarihinde yayınlanacağı koşullarına davalının uymadığı ve 14.07.2002 tarihinden itibaren reklam yayınını durdurduğunu ileri sürerek, reklam sözleşmesi ile kararlaştırılan sözleşmeye uymayan tarafın karşı tarafa ödenmesi gereken reklam bedeli tutarı 900.000.000.- TL tazminatın davalıdan temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında reklam sözleşmesi yapıldığının sabit olduğu, reklam veren davacının reklam ücreti karşılığında verdiği çekleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin geri aldığı, davacının bu eyleminin sözleşmeyi feshettiğinin açık kanıtı olduğu, kaldı ki, davalının sözleşmeye uymadığının veya ihlal ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava reklam sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında reklam sözleşmesi imzalanmış, sözleşmenin 5'inci maddesi ile sözleşme şartlarına uymayan taraf, karşı tarafa reklam tutan kadar tazminat ödemeyi taahhüt etmiştir.
Mahkemece davacının sözleşme gereğince verdiği çekleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin geri alması nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şartı işleyemeyeceğinin kabulü yerinde değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5'inci maddesi uyarınca fesihte kimin haklı olduğunun tespih ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy