(Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.10.2004 tarih ve 2003/243-2004/371 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı aracın 27.05.2002 tarihinde meydana gelen kazada hasarlandığını ancak davalının hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek 6.491.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kazanın poliçenin düzenlenmesinden önce meydana geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne 3.965.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacının rizikonun gerçekleşmesiyle talep edebileceği gerçek zarar miktarına KDV'de dahil olduğu gözetilmeden bu miktarın hasar bedelinden düşülmesi doğru değildir. Ayrıca aracın hasar durumu dikkate alındığında çekiciye gerek olduğu anlaşıldığından ekspertiz raporunda hesaplamaya katılmasına rağmen çekme ücretinin hasar bedeli hesabında nazara alınmaması da isabetsiz olduğundan kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bette belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy