(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.09.2004 tarih ve 2002/649-2004/243 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.04.2006 gününde davacı avukatı M.K. Atilla Pozan ile davalı avukatları Okan Öcer ile Levent Kaplan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalının Milli Emlak Müdürlüğünden kiraladığı taşınmazda balık lokantası inşası ve işletilmesi ile ilgili olarak taraflar arasında 18.12.2000 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği bahsi geçen işletmenin devredilmesi öngörülen dava dışı limited şirketin kurulduğunu, balık lokantasının inşası ve işletmeye açılması için müvekkillerince gerekli giderlerin yapıldığını ve tesisin 27.07.2001 tarihinde faaliyete başladığını, 22.09.2001 tarihinde, sezon sonunda davalının müvekkillerini tesise almadığını ve tesisi tarafların kurduğu limited şirkete devretmediğini, sözleşme şartlarının davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine, müvekkillerince sarf edilen 40.000 USD'nın istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkilinden habersiz bir biçimde harcama kalemlerini şişirerek, yaptıkları yatırım miktarını fazla göstermeye çalıştığını, bu harcamaların davacı O. Selçuk Baştürmen'in firmasından fatura edilerek gerçekleştirildiğini, daha sonra bu firma tarafından muvazaalı haciz uygulandığını, ödemelerin kesin delil ile kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.12.2000 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, sözleşmede öngörülen Balık Lokantasını işletmek üzere Faralya Deniz Ürünleri Ltd. Şti.'nin kurulduğu, lokantanın 27.07.2001 tarihinde işletmeye açılıp 22.09.2001 tarihinde kapatıldığı, balık çiftliği kira sözleşmesinin kurulan şirkete devrinin kiraya veren makamların karar ve uygulamasından kaynaklandığı, şirket amacının gerçekleşmesindeki hukuki imkansızlık olgusu oluştuğunun tarafların bilgisi dahilinde olduğu, sözleşme ve yasal düzenleme gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz hale geldiği, iki tarafında verdiğini geri alması gerektiği sonucuna varılarak, davalının icra takibine itirazının iptaline, temerrüt faizinin 13.11.2001 tarihinden itibaren yürütülmesine, 40.000 USD. üzerinden %40 hesabıyla 16.000 USD. icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davalının Milli Emlak Müdürlüğü'nden kiraladığı taşınmaz üzerinde balık lokantası açılması ve tarafların ödeyecekleri miktarlar konusunda 18.12.2000 tarihli sözleşme ile tarafların anlaştığını, müvekkillerince tüm edimlerin yerine getirilmesine rağmen, davalı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, davacılar tarafından sarf edilen 40.000 USD. nın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Davalı taraf ise, davacıların yapmadıkları harcamaların fazla gösterildiğini, gerçekte sözleşmeye konu işletme için yapmadıkları harcamaların talep edildiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki 18.12.2000 tarihli sözleşme, davalının Milli Emlak Müdürlüğü'nden daha önceden kiraladığı balık çiftliği üzerine balık lokantası açılması ve işletmenin, tarafların kuracağı limited şirkete devrini öngören bir ön sözleşme mahiyetindedir. 18.12.2000 tarihli sözleşmede vaat edilen balık çiftliğinin tüm malvarlığı ile, tarafların kuracağı şirkete devri kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2.sayfasında ise, Tarafların kurmayı planladıkları limited şirketi kuramamaları ve/veya söz konusu balık çiftliğinin kurulacak şirket adına kira sözleşmesinin Milli Emlak Müdürlüğü ile yapılamaması halinde bu sözleşmenin taraflarından O. Selçuk Baştürkmen ve Caner Tarancı tarafından ödenecek 40.000 USD İskender Aruoba tarafından kayıtsız ve şartsız derhal ve nakden O. Selçuk Baştürkmen ve Caner Tarancı'ya ödenecektir. hükmü getirilmiştir.
Bu sözleşme hükmüne göre, limited şirketin kurulamaması veya balık çiftliğinin şirkete devredilememesi halinde, O. Selçuk Baştürkmen ve Caner Tarancı tarafından ödenecek 40.000 USD, İskender Aruoba tarafından adı geçenlere iade edilecektir. Hukuksal nedenlerle balık çiftliğinin, kurulan limited şirkete devredilemeyeceği taraflar arasında tartışmasızdır. Davacılar vekili, balık çiftliğinin şirkete devredileceği düşüncesi ile müvekkillerince harcama yapıldığını iddia etmektedir. Davalı vekili ise, davacıların işletme için herhangi bir harcama yapmadığını, ayrıca, bu dönem içerisinde davalıya ait balık çiftliğini ve içindeki ürün ve malzemeleri kullanarak davacıların nemalandığını savunmaktadır. Hükme esas alınan 12.01.2004 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacıların tahsilini talep ettiği miktarın, davacılar tarafından davalıya ödenip ödenmediği yada istenen bedel kadar davacılar tarafından işletme için harcama yapılıp yapılmadığı; balık çiftliği için harcama yapılmış ise, bu dönemde burayı kimin işlettiği, harcama yapılan işletmeden kimin faydalandığı; davacıların faydalanması halinde, yapıldığı ileri sürülen harcamaların davalı taraftan istenip istenemeyeceği değerlendirilmemiş, bu konudaki davalı itirazları cevaplandırılmamıştır.
Mahkemece, taraflar arsındaki 18.12.2000 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra, sözleşmenin yerine getirileceği düşüncesi ile davacıların yaptıkları masraflara ilişkin harcama belgelerinin gerçeği aksettirip aksettirmediği, davacıların yaptıkları fiili harcamalardan ve davalıya ait balık çiftliğinden bu dönemde kimlerin nemalandığı konusundaki tüm deliller ve daha önceden alınan bilirkişi raporuna karşı davalı tarafın itirazlar da değerlendirilerek, uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, kabul tarzı itibariyle de yabancı para üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması isabetsiz olup hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy