(2004 S. K. m. 67) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2002 tarih ve 2001/649 - 2002/949 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İzmir-Çeşme, Fener Sevtur Turizm Geliştirme Kooperatifi'ndeki 25 nolu bölümün davalı ile birlikte 112'şer hisse ile maliki olduğunu, yazlık olarak tek başına kullanmak isteyen davalı adına başlatılan vaki icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı adına gönderilen dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, beş aylık kira bedelinin 1/2'sini taşınmanın 1/2 pay maliki olan davacının diğer paydaş davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle, 250.000.000.-TL yönünden itirazın iptaline, alacak likit olmadığından icra-inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyesi olan tarafların ecrimisil alacağına ilişkindir.
1- Davalı adına gönderilen dava dilekçesinin tebliği tevziat sırasında kimse bulunmadığından komşusuna haber verilerek mahalle muhtarına teslim edilmek suretiyle yapılmıştır. Dava dilekçesinin Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesi göre tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti arasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça, en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca da Muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Davalıya ait dava dilekçesinin tebliğine dair tebligat parçası incelendiğinde; Tevziat saatinde ... kimse çıkmadığından ihbar bırakılıp komşusu A. ... haberdar edilip mahalle muhtarına tebliğ edildi. meşruhatı verilip, tebliğ memuru ve mahalle muhtarı tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Tüzükte belirtilen kimselerden gerekli soruşturmanın yapılıp yapılmadığı tebliğ mazbatasında belirtilmemiş en önemlisi de tebligat yapılacak kişinin adreste bulunmama sebebini bilmesi, muhtemel olan komşu yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tevsik etmemiş böylece bütün yönler anlamsız kalmıştır. Oysa Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. Bu yolla işlem yapılmış olmadıkça, muhatabın veya muhatap namına tebliğ yapılabilecek kişilerin adreste bulunmadığı yolundaki beyan, tebliğ memurunun soyut ifadesinden ibaret kalır. Böyle bir beyana dayalı olarak Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre yapılan tebligatın da geçerliliği kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, davalıya Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddesi gereğince usulüne uygun tebligat yapılması sağlandıktan sonra işin esasına girilmek gerekirken, davalının savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy