(Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) m. 16) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) I-Mük. m. 6) (556 S. KHK m. 7, 8, 61)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.09.2004 tarih ve 2003/1004-2004/550 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.04.2006 gününde davacı avukatı C. B. ile davalı avukatı E. S. Ü. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin M
. markasının yaratıcısı ve Türkiye dahil Paris Konvansiyonu'na üye birçok ülkede markanın tescilen sahibi olduğunu, davalının ise M.... markasını tescil ettirdiğini, davalının M.... markasının müvekkilinin Maggi markasına ayniyet derecesinde görsel ve işitsel benzerlik yarattığını, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek, davalının M.... markasının kullanımı nedeniyle davacı markası ile haksız rekabet işlediğinin ve markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, davalı markasını taşıyan ürünlerin ambalaj ve tanıtım vasıtalarını, basılı evraklarını kullanmasının önlenmesine, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait M.... markasının sadece 3 ve 35 inci sınıflar için tescilli olup, markaların farklı mal ve hizmetler için kullanıldığını, tarafların markalarının benzer de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının Maggi markası ile davalının M.... markasının görsel ve fonotik olarak birbirine benzediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının M.... markasının davacı markası ile iltibas teşkil ettiğinin kabulüne ve davalı markasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/b maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, markanın sicilden terkinine, bu markayı taşıyan davalı ürünlerinin tanıtımında kullanılan tanıtım vasıtalarının ve tanıtım vasıtalarının imalinde kullanılan kalıp, klişe, disk ve disketlerin toplanmasına ve imha edilmesine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı adına tescil edilen M.... markasının 03.sınıf emtialar yönünden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 inci maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, her ne kadar davalı markasının 35 inci sınıf hizmetler için de hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, kararın eksik inceleme ile verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-i bendinde: sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markaların da tescil edilemeyeceği belirtilmiştir. Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesinde de, Birlik ülkeleri tescilin talep edildiği ülkenin yetkili makamları tarafından söz konusu ülkede bu Sözleşmeden yararlanacağı kabul olunan bir şahsa ait olduğu aynı veya benzeri ürünlerde kullanıldığı herkesçe bilindiği mütalaa edilen bir markanın karışıklığa meydan verebilecek surette örneğini, taklidini veya tercümesini yapan bir fabrika veya ticaret markasının tescilini gerek ülke mevzuatı müsait olduğu takdirde doğrudan doğruya, gerek ilgilisinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılmayı taahhüt ederler düzenlemesi bulunmaktadır.
Başlangıçta ticaret markalarına ilişkin olan bu hüküm TRIPS ile hizmet markalarını da kapsamına almıştır. Yabancı veya yerli bir markanın, anılan hükümden yararlanabilmesi için dünya çapında tanınması gerekmez. Bir kısım ülkelerde tanınması yeterlidir. Ayrıca bu markayı taşıyan ürünlerin Türkiye'de üretilmesi veya Türkiye'ye ithal edilmesi yahut Türkiye'de kullanılması da gerekmez. Ancak, bir markanın bu madde kapsamına sokulabilmesi için, onun Türkiye'de herkesçe bilinmesi zorunludur. Bu açıklamalar ışığında davacı markasının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-(i) ve 8/4 üncü maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
TRIPS 16/3 üncü maddesinde, Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesinin uygulama alanı genişletilmiş, tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler yönünden de korunması sağlanmıştır.
TRİPS 16/3 üncü maddesine göre, hizmet markasının tescili halinde tanınmış marka sahibi ile arasında bir bağlantı olduğunu göstermesi ve bu kullanım şekli nedeniyle tescilli ticari marka sahibinin menfaatlerinin zarar görme olasılığı bulunduğunu kanıtlaması gereklidir.
O halde mahkemece, davalı markasındaki 35 inci sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, TRİPS 16/3 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/4 üncü maddesinde yazılı hükümler dikkate alınarak, davalı adına tescil edilen hizmet markasının, tanınmış marka sahibi olan davacı ile arasında bir bağlantı olduğunu gösterip göstermeyeceği ve bu kullanım şekli nedeniyle davacının menfaatlerinin zarar görme olasılığı bulunup bulunmadığı konusunda denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy