(4721 S. K. m. 856)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2003 tarih ve 2002/1329-2003/1647 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Değiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı aleyhine ipotek tesis edildiğini bu taşınmazların imar uygulaması sonucu tevhit edilerek 1.730.35 m2 sinin kamuya bedelsiz olarak terklerin yapılmasına karar verildiği, ipoteklerin tevhit sonucu oluşacak taşınmaz üzerine kaydırılmasını ve 1.730.35 m2 kısım üzerinden kaldırılmasını, bu işlem sonucu ipoteğin teminat değerinde bir düşüklük olmayacağını ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın, ipotekli taşınmazların satışı aşamasında satışı engellemek amacıyla açıldığını, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 1999/ 412 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, Çorlu İcra Müdürlüğünün 1999/ 86 Talimat dosyası ile kıymet takdiri yaptırıldığını, bu aşamada teskin talebinde bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleştirme sonucu parsellerin m2 değerlerinde artış olacağı, davacının değişen ve kendi lehine oluşan şartlardan yararlanma isteğinin davalı tarafından kabul edilmemesinin hakkın kötüye kullanımı sayılamayacağını, bu nedenle davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 26 ve 27 parsel sayılı dava konusu taşınmazların Encümen kararı ve Kadastro Müdürlüğü taktikleri ile tevhit edilip bir kısmı bedelsiz terk edilmekle kalan kısım üzerine ipoteğin kaydırılarak, bedelsiz terk edilen kısım üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dava, iki ayrı parsel üzerindeki mevcut ipoteğin, bu parsellerin birleştirilmesi sonucu oluşan taşınmaz üzerine konularak bir kısmının üzerinden kaldırılması isteğine ilişkindir.
Davacı, banka kredi sözleşmesi nedeniyle, maliki olduğu 26 ve 27 parseller üzerine davalı lehine ipotek tesis etmiştir. Taraflar arasında imzalanan resmi senede, fekki alacaklı banka tarafından bildirilinceye kadar akdi faizli olarak Emlak Bankası A.Ş.ne ipotekli olacağına dair hüküm konulmuştur. Davacı tarafından borç ödenmeden ya da bankanın izni olmadan ipoteğin kaldırılması ya da birleştirilen taşınmazlar üzerine kaydırılması olanaklı değildir. Kaldı ki davalı bankanın, ipoteğin paraya çevrilmek suretiyle satış talep ettiği ve taşınmazların kıymet takdiri aşamasında olduğu, davacının satış işlemlerini uzatmak amacıyla iki parça halindeki taşınmazı, toplam yüzölçümünü de küçültmek suretiyle bir bütün haline getirdiği savunmaları da araştırılmamıştır. Mahkemece, davalının savunmaları doğrultusunda araştırma yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy