(1163 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bandırma Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.10.2004 tarih ve 2003/87-2004/463 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili birliğe 07.08.2002 tarihinde üye olan davalı kooperatifin birlik görevlileri tarafından denetlenmesi sonucunda tespit edilen usulsüz ve yasaya aykırı durumlar nedeniyle kooperatifin 5 yıllık yönetim ve denetim kurulları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu denetim devam ederken davalının 26.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında davacı kooperatifler birliğinden ayrılma kararı aldığını, oysa birliğin ana sözleşmesinin 16. maddesine göre üyeliğin başlangıcından itibaren üç yıl geçmeden ayrılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek ayrılma kararının birlik ana sözleşmesinin 16 ncı maddesine aykırı olduğunun tespitiyle bu husustan doğan muarazanın men'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ayrılma kararının davacı birliğin başkanının keyfi baskıları ve müvekkili kooperatifin iç işlerine müdahale etmeye yeltenmesi nedeniyle alındığını, birlik anasözleşmesinin 16 ncı maddesinde çıkma hakkının üyelikten 3 yıl sonra kullanılabileceği belirtiliyorsa da 3 yıldan önce ayrılmanın bir yaptırımı olmadığını, ana sözleşmenin 17 nci maddesine göre yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle ortaklıktan çıkarılmak yerine müvekkilinin ayrılma kararı almasının dürüstlüğe daha uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı kooperatifçe üyelikten itibaren 3 yıllık süre dolmadan 26.01.2003 tarihli genel kurul toplantısında davacı birlik üyeliğinden çıkma kararı alındığı, bu kararın kooperatif birliği anasözleşmesinin 16 ncı maddesine açık aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy