(1086 S. K. m. 438) (1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.10.2004 tarih ve 2003/757-2004/633 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerinin tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 10.000 YTL.nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin eski ortağı olan müvekkilinin, 30.03.2001'de ortaklıktan istifa ettiğini ve birikmiş aidatının geri alınması amacıyla girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, takibe itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçların ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takipten önce temerrüt oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 7.200.000.000.TL.nın takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsili için takibin devamına, takipten sonraki ödemelerin icrada mahsubuna karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, kooperatiften çıkma payının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. ve kooperatif ana sözleşmenin 15. maddelerinde, kooperatiften çıkma payının ne zaman ödeneceğine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Buna göre, davacının istifasını izleyen ve istifa edilen yılın bilançosunun kabul edildiği genel kurulu takip eden bir ayın sonunda temerrüt oluşmaktadır. Bundan çıkan sonuca göre, kanun ve ana sözleşmede ödeme tarihi belirlenmiş olduğundan, temerrüt için ayrıca ihtara gerek bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı 31.03.2001 tarihinde istifa etmiş ve bu istifa 19.04.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilmiştir. Bu yıla ait bilançonun görüşüldüğü genel kurul ise 10.03.2002'de yapılmış ve bilanço tasdik edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, anılan hükümlere göre, davacının istifasını izleyen ve istifa edilen yılın bilançosunun kabul edildiği genel kurulu takip eden bir ayın sonunda 10.04.2002 tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabulü ile buna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 155.52 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy