(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.10.2004 tarih ve 2003/1043-2004/708 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin istifa ettiğini, davalının ödemelerini iade etmediği gibi girişilen ilamsız icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürek, itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödemeler için iki yıl erteleme kararı alındığını ve kooperatif defterlerinin önceden polisçe götürüldüğü için borcun ne kadar olduğunu da bilemediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 2.947.518.195.TL. asıl alacak ve 331.596.000.TL. işlemiş faizi üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %30 temerrüt faizi uygulanmasına ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, istifa eden kooperatif üyesinin, kooperatiften çıkma payının tahsili için başlattığı takibe kooperatifçe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. ve anasözleşmenin 15. maddesine göre, istifa eden üyenin, istifa ettiği yılın bilançonsun karara bağlandığı genel kurul kararından bir ay sonra, alacağı muaccel olur. Alacağın hesaplanmasında, o yıla ait genel giderlerden, çıkan üyenin payına düşen kısmı alacaktan mahsup edilir.
Somut olayda, hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada, genel gider toplamı ve buna göre davacının payına düşen kısmı oldukça yüksek hesaplandığı halde, bu giderlerin neler olduğu ve dayanaklarının ne olduğu açıklanmamıştır.
Bu durumda, bilirkişiden ek rapor ya da yeni bir rapor alınarak, genel giderlerin neler olduğu açıklığa kavuşturularak ve dayanakları gösterilerek, gerektiğinde kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, Yargıtay denetimine elverişli şekilde hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Kabule göre, mahkeme kararında HUMK. nun 74. maddesi gerekçe gösterilerek temerrüt faizi bakımından taleple bağlı kalınarak, % 30 temerrüt faizine hükmedilmiş olması, talep tarihleri açısından doğru sayılabilir ise de temerrüt faizi hesabı infaza kadar devam edeceğinden, bu hususta faizin daha aşağı oranlara düşmesi olasılığına göre, temerrüt faizinin %30 oranında sabitleştirilmesi doğru olmamış ve bu nedenle de kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda; 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy