(6762 S. K. m. 329)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 15.10.2004 tarih ve 2002/68-2004/1032 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin (15.848) ABD Doları karşılığında davalı anonim şirketin (1000) adet hamiline yazılı payını satın aldığını, davalıların 11.04.1996 günlü taahhütname ile davacının satışa konu payları 31.12.1996'dan sonra satmak veya devretmek istemesi halinde aynı bedelle geri almayı taahhüt ettiklerini, ancak, müvekkilince noter aracılığıyla iletilen geri satma bildirimi üzerine, işlemin TTK. nun 329. maddesi uyarınca hükümsüz olduğundan taahhütname gereğinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiğini, esasen satışa konu payların davalı şirkete ait olmadığı halde böyle bir tasarrufu işlemin yapıldığını, müvekkilini zarara uğratan davalı şirket ve onun adına yönetim kurulu üyesi sıfatı ile taahhütnameyi imzalayan diğer davalıların hem taahhütname, hem de haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduklarını ileri sürerek, (15.848) ABD Dolarının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, taahhütname gereğinin yerine getirilmesinin TTK. nun 329. maddesi hükmü karşısında olanaksız olduğunu, satıştan itibaren geçen üç yıl boyunca şirket genel kurullarına ve diğer faaliyetlerine katılan davacının, şirket ekonomik güçlüğe düşünce paylarını geri satmak istemesinin kötüniyetini gösterdiğini, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Mehmet Şahinoğlu vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin kişisel sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur.
Davalı Ertuğrul Eğilmez vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, TTK. nun 329. maddesi gereğince anonim şirketin kendi payını temellük edemeyeceğini, bu nedenle davanın dayanaksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 14.12.2001 tarihli ilama dayanılarak, davacının ödediği bedel ile davalı şirketin senede bağlanmamış (1000) adet hissesini iktisap ettiği ve sermaye artışında (1200) hisse sahibi olduğu, başlangıçta kar getiren hisselerin sonradan değer kaybetmesinin davacının zararı olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının zararının ne şekilde oluştuğunu ve illiyet bağını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta, davalı şirkete ait çıplak payların davacıya satışı ve devri işlemlerinin gerçekleşmiş olup sorunun satıştan değil geri alma taahhüdünün geçersiz olmasından kaynaklanmasına, davacının ise bu sorun nedeniyle zararının nasıl meydana geldiğini ve unsurlarını açıklaması gerekirken halen temyiz aşamasında dahi, davalı şirketin temellük edemeyeceği hisse senetlerini satmış da olamayacağını, uğranılan zararın ise geçerli olmayan ve gerçekleşmeyen satış nedeniyle müvekkilinden tahsil edilen satış bedeli olduğunu ileri sürmesine, bu talebin davacı tarafından halen zararın somutlaştırılmadığı anlamına gelmesine ve davacının bu isteminin zarar olarak kabulünün mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00.-YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy