(6762 S. K. m. 522) (2004 S. K. m. 94)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.02.2004 tarih ve 2002/1735-2004/46 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı Hayrettin Derun'dan olan 77.006 DEM alacağı için yaptığı icra takibinin kesinleştiğini, takip borçlusunun davalı şirketteki hisselerinin haczi ve borç ödenmediği takdirde şirketin feshinin isteneceğine dair ihbarnamenin davalı şirkete gönderildiğini, altı aylık kanuni süre dolduğu halde ödeme yapılmadığını ileri sürerek TTK'nun 522. maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı şirkete usulüne uygun fesih ihbarı yapılmasına rağmen davalının süresinde borçlu ortağın payının değerini ödeyerek şirketin fesih ve tasfiyesini engellemediği gerekçesiyle TTK'nun 522/1. maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir Kaan Azak'ın tayinine, tasfiye memuruna aylık 500.000.000.-TL ücret takdirine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının alacaklı olduğu dava dışı Hayrettin Derun'un davalı limited şirketindeki payının haczi için icra takibinin yapıldığı Şişli 3.İcra Müdürlüğü'nün 2001/23564 sayılı dosyasında bahsi geçen limited şirkete gönderilen 15.03.2002 tarihli yazısı gereğince haczin pay defterine kaydedilmediği, şirket tarafından icra dosyasına verilen 03.04.2002 tarihli cevabi yazı içeriğinden anlaşılmakta olduğu gibi icra müdürlüğünce bilfiil uygulanmış bir haciz de söz konusu değildir. Her ne kadar İİK'nun 17.07.2003 tarihinde değiştirilen 94 üncü maddesinde, haciz şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile, şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılacağı düzenlenmiş ise de, yukarıda belirtilen haciz yazısı anılan yasal değişiklikten önceki tarihli olması nedeniyle, salt haciz yazısının şirkete ulaşması ile haczin gerçekleştiği düşünülemeyecektir.
Bu durumda geçerli bir haciz işleminin olmadığı, dolayısı ile olayda TTK'nun 522 nci maddesi hükmünün uygulanabilir hale gelmediği düşünülmeden, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy