(6762 S.K m. 54, 58) (556 S.KHK m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.07.2004 tarih ve 2003/82 - 2004/143 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1942 yılından beri yurt içi ve dışı nakliye sektöründe faaliyette bulunduğunu. müvekkiline ait ... amblemli markanın 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre tescil edildiğini, ... Nakliyat Ticaret ve Sanayi A.Ş. şeklindeki ticaret unvanının 07.11.1984 yılında tescil ve ilan edildiğini, davalı şirketin ... ticari unvanı ile müvekkilinin ticari itibarından yararlanarak haksız rekabette bulunduğunu, izinsiz şekilde markasını da kullandığını, davalının kendisini müvekkili şirketin Kadıköy Şubesi olarak lanse ettiğini ileri sürerek, davalının fiillerinin haksız rekabet olup olmadığının hükmen tespitine, marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, giderilmesine, ticaret unvanına tecavüz nedeni ile meydana gelen haksız rekabetin men 'ine haksız olarak kullanılan ticaret unvanının değiştirilmesine veya silinmesine haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik bir milyar maddi, bir milyar manevi tazminatın tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de davalının tescilli markasının hükümsüzlüğünün tespitine terkine, ilana, haksız olarak kullanılan ticaret unvanının tescil olunduğu ticaret sicil kayıtlarının değiştirilmesine veya silinmesine, yine bir milyar maddi, bir milyar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacının ticaret unvanı ve marka hakkına tecavüz etmiş bulunmadığını, ... ibaresi dışında hiçbir unvan benzerliğinin olmadığını, müvekkilinin marka tescil başvurusunun kabul edildiğini, her iki şirketin ticari unvan ve amblemlerinin farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacının 06.05.2000, davalının ise 15.12.1998 tarihinden itibaren ... +ŞEKİL ibareli hizmet markalarının tescilli olduğu, davacı şirketin ticari unvanının 07.11.1984 tarihinde ticaret sicilinde tescil ve ilan olunduğu, marka tescil başvurusunun 13.04.1998 tarihli Resmi Marka Bülteninde yayınlandığı, faaliyetinin 1940'lı yıllara dayandığı, davalının ise 03.08.1998 tarihinde İstanbul Ticaret Odasında tescilinin yapıldığı davalının davacının itibarından yararlandığı, davacının anılan marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait hizmet markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, ... markasını kullanmasının yasaklanmasına, davalının ticaret unvanından anılan ibarenin TTK'nun 54'üncü maddesi hükmünce çıkartılmasına, hükümsüzlüğe karar verilene kadar tescilli markanın kullanımının haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden buna ilişkin istemin reddine, tazminat talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalının tescilli markasının hükümsüzlüğünün ve fiillerinin haksız rekabet olup olmadığının tespiti, terkini, haksız olarak kullanılan ticaret unvanının tescil olunduğu ticaret sicil kayıtlarının değiştirilmesi veya silinmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taşımacılık hizmeti yönünden 556 Sayılı KHK'nın 8/3. ve 811-b maddelerine dayalı olarak davalının tescilli markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davacıya ait ŞEKİL + ... ibareli marka 05.06.2000 tarihinden itibaren 35, 37 ve 39. sınıflarda, davalıya ait aynı ibareli marka ise 15.12.1998 tarihinden itibaren 36, 37 ve 39'uncu sınıflarda hizmet markası olarak tescil edilmiş olup, mahkemece, davacının öncelik iddiası benimsenmek suretiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Oysa davacının 36'ncı sınıfa ilişkin bir tescilinin bulunmadığı gibi, davalı markasının kapsadığı 36 ve 37'nci sınıf hizmetler bakımından davacının öncelik hakkının olup olmadığı veya ne şekilde mevcut olduğu mahkemece araştırılmamıştır. Davacı vekili, her ne kadar ... ibaresini ilk kez müvekkili tarafından yaratılıp kullanıldığını, meşhur ve maruf hale getirildiğini ileri sürmüş ise de, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-i ve 8/4'üncü maddeler kapsamında tanınmış marka olduğunu ileri sürmemiş, başka bir anlatımla tanınmışlığa dayanmamıştır. Bu durumda, aynı kanun hükmünde kararnamenin 8/1-b ve 8/3'üncü maddelerine göre yapılan inceleme sonucu ancak markanın kullanıldığı aynı veya benzer sınıflar yönünden hükümsüzlüğe karar verilebileceği kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı markasının kapsadığı 36 ve 37'nci sınıf hizmetler bakımından davacının ne gibi öncelik hakkı bulunduğu araştırılıp incelenip tartışılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy