(818 S. K. m. 248)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Rize Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2002/407-2004/375 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.04.2006 gününde davacı avukatı Hakiye Takış ile davalı avukatı Hüseyin Karaahmetoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkiline ait Anatamir fabrikasının bulunduğu alanın bir kısmının Bakanlar Kurulu Kararı ile Rize Serbest Bölgesi olarak belirlendiği, taşınmazın davalı tarafından kiralandığı ve 31.12.1997 tarihinde davalıya teslim edildiği, taraflar arasındaki protokolün 7. maddesinde kira bedelinin ne şekilde hesaplanacağının belirlendiğini, buna rağmen davalının 1998, 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait toplam (1.627.372.436.529) TL kira alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren kar edemediğini, kira bedelinin belirlenmesinde kar zarar hesaplarının, davacı kullanımındaki depo kirasının kira alacağından mahsubunun yapılması gerektiğini belirterek, davacı talebini kabul etmediklerini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, BK.nun 19. maddesi uyarınca kural olarak sözleşme serbestisi ilkesi geçerli ise de, bu serbestliğin sınırlarından birisinin de ahlaka ve adaba aykırı sözleşmeler olduğu, bir tarafın iktizaden mahfına neden olacak biçimde ağır şartlar taşıyan sözleşmenin ahlaka aykırı olduğunun kabul edileceği, ancak, sözleşmeyi mümkün olduğunca ayakta tutacak yorum yapmak gerektiğinden sadece o şartın ahlaka aykırı olması nedeniyle geçersiz olacağı, bu ilkeler ışığı altında taraflar arasındaki sözleşmenin 7/a maddesi değerlendirilerek 25.000.000.000 TL'lik kira sınırının 2000 yılından itibaren artırılmak suretiyle kira alacağına hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile (118.228.127.886) TL'nın (57.331.127.886) TL'lık bölümüne 20.08.2002 ve (60.897.000.000) TL'lık bölümüne 16.05.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının mülkiyetinde olan ve Bakanlar Kurulu kararı ile Rize Serbest Bölgesi olarak belirlenen alanda kiracı olan davalının ödemesi gerektiği ileri sürülen 1998-2000 yılları kira parasının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme kararında da vurgulandığı üzere taraflar arasında kiracılık ilişkisi ve dayanak protokol konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Anlaşmazlık konusunu kira alacağının hesaplanmasına ilişkin protokolün 7/a maddesi oluşturmaktadır. Anılan maddede Çaykur hasılat kirası olarak şirketin net karının %50'sini alacaktır. Herhangi bir yılın zararla kapanması halinde zarar şirkete ait olacaktır. 2000 yılından itibaren ödenecek asgari kira; 31.12.1995 tarihi itibarıyla yıllık 25.000.000.000 TL baz alınarak ve her yıl Maliye Bakanlığınca ilan olunan yeniden değerleme oranı uygulanarak tespit edilen miktarın altında olmayacaktır denilmektedir. Söz konusu hüküm gereğince, asgari kira bedelinin her yıl yeniden değerlendirme oranının ilavesiyle bulunacak taban değer olarak belirleneceği anlaşıldığı gibi, esasen mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Ancak, mahkemece salt davalının zarar etmiş olması esas alınarak, sözleşmenin anılan hükmünün ahlaka aykırı olduğu gerekçe gösterilerek, sözleşmenin 7/a maddesine müdahale edilmek suretiyle 25.000.000.000 TL'lik kira sınırının 2000 yılından itibaren artırılmak suretiyle kira alacağına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, öncelikle anılan dava yukarıda da vurgulandığı üzere, kira bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, bedelin uyarlaması davası değildir, kaldı ki geçmişe dönük uyarlama yapılabilmesi imkanı da bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmeye müdahale edilerek, salt davalının zarar etmiş olmasının onun sözleşme ile üstlendiği edimini ifadan kısmen dahi olsa kurtaramayacağının düşünülmemesi doğru olmamış ve anılan kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy