(6762 S. K. m. 1278) (2918 S. K. m. 91)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.2004 tarih ve 2004/890 - 2004/1414 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Genel Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, davalıların maliki, sürücüsü, trafik ve kasko sigortası oldukları aracın, müvekkiline ait araç ile karıştığı kazada oluşan araç hasar, değer kaybı, ulaşım gideri, delil tesbit gideri olmak üzere toplam 5.315.000.000.-TL zarar doğduğunu ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şeker Sigorta A.Ş. vekili, davacıya ait aracın alkollü sürücüsünün kullanımı sırasında kazanın olduğunu, dolayısıyla rizikonun teminat dışı kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalıların ayrı ayrı vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, dosya kapsamına ve benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davalılardan O.'ın %70 oranında kusurlu olduğu, tam hasar nedeniyle hurda değeri düşülüp, 3.100.000.000.-TL rayiç değer hesaplandığı, kusur oranına göre 2.170.000.00.-TL ile davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın temyiz üzerine, Dairemizce karar, davalı Şeker Sigorta ile davacı arasında kasko sigorta sözleşmesi ilişkisi olduğu halde bu ilişkiye dayalı davacı isteminin gerekçede tartışılmadığı, delillerin değerlendirilmediği, ancak sonuçta zorunlu mali sorumluluk sigortası ile birlikte aleyhine hüküm kurulduğu, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluştuğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan Genel Sigorta temyiz etmiştir.
1- Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verildiği halde, bozmanın gerekleri yerine getirilmeden, davalı sigortalar bakımından, bozmadan önceki hükümle aynı şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, davalılardan Şeker Sigorta A.Ş., davacının kendi aracının kasko sigortasıdır. Davalılardan Genel Sigorta A.Ş. ise kazaya karışan karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasıdır. Davacı taraf, kazada uğradığı hasar bedelini, aynı davada, hem kendi kasko sigortasından ve hem de karşı aracın sürücüsü ile onun zorunlu mali sorumluluk sigortasından istemektedir.
Mahkemece, bozmadan önceki ve sonraki iki kararda da bu iki sigorta birlikte değerlendirilmiş ve haklarında birlikte ve müteselsilen hüküm kurulmuş ise de esasen bu iki sigortanın sorumlulukları ve tabi oldukları hükümler birbirinden farklıdır.
Davacı vekili, müvekkilinin, davalılardan Şeker Sigorta A.Ş.ne karşı, aralarında düzenledikleri kasko sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunmuştur. Kasko sigortası bir mal sigortası olup, esasen sigortalı araçta meydana gelebilecek hasarları teminat altına almıştır. Bu sigorta ile davacı arasında kurulan sözleşme ilişkisi ile, TTK.nun 1278 inci maddesi kapsamında; teminat dışında kalan hallerden birinin varlığı ispat edilmedikçe, kasko sigortası; sigorta ettiren, sigortadan faydalanan veya eylemlerinden sorumlu olunulan kimselerin kusurlarından dolayı, sigortalı araçta meydana gelen zararları karşılanmak üzere sözleşme ilişkisi kurulmuştur.
Davalılardan Genel Sigortanın sorumluluğu ise davalı karşı araç sürücüsünün zorunlu mali sorumluluk sigortası olmasından kaynaklanmaktadır. Anılan sigorta sözleşmesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 ve devamı maddeleri ile Karayolları Trafik Kanunu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümleri çerçevesinde düzenlenmiş olup, esasen bu sözleşme ile sigortalanan aracın neden olduğu bir kazada; karşı araç, kişi ya da cisimlere verilen zararları karşılamayı amaçlar.
Öte yandan, davacı vekilince, müvekkilinin kasko sigortası olan Şeker Sigorta bakımından, enflasyon klozuna ve diğer poliçe hükümlerine göre belirlenecek hasarın tamamından sorumlu olduğu ileri sürülmesine rağmen, bu hususlarda hiçbir araştırma yapılmamış, kararda hiç tartışılmamış olduğu halde, gerekçesi açıklanmaksızın yalnızca hüküm fıkrasında, bu davalının, kasko sigortası olarak diğer davalı zorunlu mali sorumluluk sigortası ile birlikte, hasardan sorumlu olduğuna hükmedilerek, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da bir çelişkiye neden olunmuştur.
O halde, davacının aracının kasko sigortası olan davalı Şeker Sigorta A.Ş. bakımından, davanın, ayrı bir şekilde ele alınıp incelenmesi, iddia ve savunmanın üzerinde durularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamının gerekleri de yerine getirilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre; davacı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davalı Genel Sigorta vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davalı Genel Sigorta A.Ş.nin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy