(6762 S. K. m. 720) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada S. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.12.2004 tarih ve 2001/261-2004/464 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının işyerinin ihtiyacı için para verdiğini, karşılığında iki adet çek aldığını, karşılıksız çıkması üzerine takip yapıldığını, imza inkarı sonucu takibin durduğunu, çek keşidecisi F. hakkında açılan ve kesinleşen ceza dosyasında bu şahsın davalının temsilcisi olarak hareket ettiğinin anlaşıldığını, BK'nun temsil hükümlerine göre çek bedellerinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 1.204.000.000.- TL.nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, ilgili çeklere ait takiplere itiraz edildiğini, mahkemece verilen kararın kesinleştiğini, anılan çeklerin müvekkili tarafından keşide edilmediğini, dava dışı F. tarafından kendi nam ve hesabına keşide edildiklerini, faiz isteminin de yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin dava dışı F. tarafından keşide edildikleri, bu şahsın davalının verdiği yetki üzerine işyerini yönettiği, açtırdığı çek hesaplarına ilişkin olarak verilen çeklerin anılan Şahıs tarafından imzalanıp keşide edildiği, bedellerinin ödendiği,bu işlemlerin benimsendiği, azle rağmen çalışmaya izin verdiği, çeklerin ödenmeye devam edildiği, işlerin bozulması karşısında ödeme yapılmadığı, uyuşmazlık konusu olayda çeklerin azil işlemi gerçekleşmeden keşide edildikleri, ceza dosyası gerekçesinde açıklandığı üzere davalının muvafakatının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 602.000.000.- TL.nin 15.12.1996,600.000.000.- TL.nin ise 01.07.1997 tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilinin 21.02.2005 tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin HUMK'nun 433/2 nci maddesinde düzenlenen sürede verilmediği, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda davacı vekilinin süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Dava, çeke dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafa borç verdiğini, karşılığında da onun temsilcisi tarafından düzenlenen 20.12.1996 keşide tarihli 602.000.000.- TL bedelli ve 15.12.1996 tarihli 600.000.000.- TL bedelli çekleri aldığını, yapılan icra takibinin itirazla durduğunu, imzaların temsilcisine ait olduğunu ileri sürerek çeklerdeki yazılı bedellerin tahsilini istemiştir. Çeklerin hamiline düzenlendikleri, keşideci kısımlarında davalı adının yazılı bulunduğu, ona ait iş yeri kaşesini taşıdığı uyuşmazlık konusu değildir. Hakkındaki ceza dosyası, vekaletname kapsamı ve tüm dosya içeriğinden bu çeklerin, davalının izniyle temsilcisi olan dava dışı F. tarafından düzenlendikleri ortaya çıkmıştır. Ancak, 20.12.1996 tarihli 602.000.000.- TL bedelli çek süresinde ibraz edilmesine rağmen diğer çekin ise ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Süresinde ibraz edilmeyen çek bakımından TTK' nun 720 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığından davacı hamilin keşideci davalıya kambiyo hukuku bakımından müracaat hakkı bulunmamaktadır. Anılan çek, bu haliyle yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Davacı, açmış olduğu bu davasında aynı zamanda temel ilişkiye de dayanmıştır. Davalı vekili, süresinden sonra vermiş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş ancak davacı vekili tarafından bu savunmaya zamanında karşı konulmamıştır. Her ne kadar mahkemece zamanaşımı defi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de süresinde ibraz edilmeyen çek tutarı bakımından temel ilişki olan karz akdi dikkate alındığında
10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Müracaat hakkı yitirilen bir çekte temel ilişkiye dayanan davacının iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece bu çekteki yazılı bedelin tahsiline ilişkin olarak davacının alacaklı olduğuna dair tüm kanıtlarını sunma..imkanı tanınıp sonucuna göre bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, süresinde ibraz edilen çek itibariyle de davalının zamanaşımı definde bulunduğu dikkate alınıp, bu çekin icra takibine konu edildiği de gözetilip, dava tarihi itibariyle anılan çekin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının kambiyo hukukuna dayalı hakkının bulunup bulunmadığının tespit edilerek, zamanaşımına uğramadığının belirlenmesi halinde bu çek tutarı itibariyle davanın kabulüne, aksi kanaate varıldığında ise temel ilişki dikkate alınıp yukarıda açıklandığı şekilde ispat külfetinin davacı tarafta olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar ver-ilmemesi de yanlış olmuş, bu yönüyle de kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy