(1086 S. K. m. 516) (1964/1 E. - 1964/3 K. S. YİBK)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Hakem Kurulu'nca verilen 28.02.2004 tarih ve 2003/1 bila sayılı karar Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nin 10.05.2004 tarih ve 2004/69 D. iş sayılı müzekkeresi ile gönderilmiş olmakla hükmün Yargıtay'ca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 2002 takvim yılı için 25.01.2002 tarihli yeminli mali müşavirlik denetim ve tasdik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen alacağının tam ödenmediğini ileri sürerek, bakiye 11.575.928.227.-TL' nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından sunulan sözleşmede ücretin 15.655.928.277.-TL olarak belirtildiğini, aynı sözleşmenin Ankara YMM Odası'ndaki suretinde 10.055.928.227.-TL olarak yer aldığını, aradaki çelişkinin büyük olduğunu, her ne kadar anılan sözleşme imzalanmış ise de davacının yetkilisinin hizmeti 4.080.000.000.-TL olarak verebileceklerini açıklaması üzerine bu ücret üzerinde sözleşme dışı mutabakat sağlandığını, muhasebecilerin bunu bildiklerini, bu anlaşmaya istinaden davacının her ay 340.000.000.-TL tutarlı faturalar düzenlediğini, bu miktar üzerinden güven yaratılarak sözleşme yapıldığını, bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Hakem heyetince, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 25.01.2002 tarihli denetim ve tasdik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 15.655.928.227.- TL ücret ödeneceğine dair hüküm içerdiği, davacının işin bedeli olarak KDV hariç aylık 340.000.000.- TL tutarlı faturalar düzenleyerek 4.080.000.000.-TL tahsil ettiği, kayıtlarda tarafların birbirlerinden alacaklı ve borçlu görünmedikleri, faturalarda düzenlenen alacağın üzerinde bir alacağın bulunduğu iddiasının kayıtlarla çeliştiği, yasal mali müşavirlik şirketinin davalının alacak ve borç durumunu incelediği, doğruluğunu tasdik ettiği halde kendisine ait alacağın kayıtlarda görünmediği iddiasının 3568 Sayılı Yasa ile bağdaşmadığı, davacının ücretin ikinci ayın sonunda ödenmemesi halinde işi bırakmış sayılacağı hükmüne rağmen hizmeti sürdürdüğü, ihtirazı kayıtsız ücretleri almaya devam ettiği, bu durumun sözleşmenin ücrete ilişkin hükmünün gerçeği yansıtmadığı ve sonradan doldurulduğunu gösterdiği, keza Ankara YMM Odası'na sunulan sözleşme örneği ile davacının sunduğu sözleşmede ücret farklılığı olduğu, bunun da ücrete ilişkin düzenlemenin güvenilir olmadığını kanıtladığı, davalının savunmalarının hile kapsamında değerlendirildiği, bu nedenle tanıkların yan kanıt olarak dinlendiği, ücretin 4.080.000.000.-TL olarak tespit edildiğini açıkladıkları, hakem heyetinin faturayı ücret için yazılı kanıt olarak değerlendirdiği, bunun aksine sözleşmenin ağırlaştırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre uyuşmazlık, hakem kurulu tarafından karara bağlanmıştır. Ancak, bu sözleşmede tahkim ücreti tayin ve tespit edilmediği gibi sonradan da belirlenmemiştir. Hakem heyeti kendilerine ücret takdir etmiştir. Oysa 13.05.1964 tarih 1-3 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı'nda açıklandığı üzere hakemler, ücretlerini kendileri tayin edemezler. Hakemlerin kendilerine ücret tayin edememeleri, bir kimsenin kişisel alacağı hakkında kendi işinin hakimi olamayacağı ve hüküm veremeyeceği kuralına dayanır. Zira, hakemin kendi emeğinin karşılığı için hakim durumuna geçerek hüküm vermesi, hakemin tarafsızlığı ilkesiyle de bağdaşmaz. Bu durumda anılan içtihadı Birleştirme Kararı'nda da açıklandığı üzere hakem ücretinin mahkemece tespit edilmesi zorunludur. O halde, hakem heyetinin kendi ücretlerini tayin ve tespit etmeleri doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hakem kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy