(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 149, 154) (4721 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.03.2004 tarih ve 2000/1517-2004/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.05.2006 günde davacı ve karşı davalı avukatı Osman Çelik Uluöz ile davalı ve karşı davacılar avukatı Murat Özbahçeci gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 18.01.1996 tarihli protokol ile davacının davalı şirketten olan alacağının 1.000.000 USD olarak belirlenip bu tutarda bir bononun alındığını, protokol gereğince borcun muacceliyetinin davalı yanca inşaatı devam ettirilen Durusu Park Evleri'nden ilk 50 evin satışı şartına bağlı tutulduğunu, şirketin büyük ortağı davalı Ali'nin şahsen protokolü imzalayarak borcu garanti ettiğini ve ayrıca bonoya da aval verdiğini, mahkeme aracılığı ile yaptırılan tespitte Çatalca'da Üstay Şirketler grubuna dahil şirketlerce yaptırılan Durusu Park Evleri'nden 74 adedinin satıldığının belirlendiğini, protokoldeki muacceliyet şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen davalılarca herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle davalılar aleyhine icra takibine girişildiğini, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı koordinatörlük görevleri bulunduğunu ve temsil ve ilzam yetkisi olduğunu, gayri resmi olarak da şirketlerin iş bazında ortaklığı bulunduğunu, bu durumun yanlar arasında 10.01.1983 tarihli sözleşme ile ve diğer sözleşmeler ile de belli olduğunu, dava konusu edilen bononun muacceliyetinin Durusu Park Evleri'nden ilk 50 evin satış şartına bağlı bulunması nedeniyle şartın tahakkuk etmediğinden muacceliyetin gerçekleşmediğini savunarak asıl davanın reddi ile, karşı davanın da davacının Ali Haydar Üney ile imzaladığı ilk anlaşmaya göre, şirketin yurt içi ve dışı tüm işlerinin %20 oranında ortaklığına bağlı olarak Durusu Park işi ve Libya, Türkmenistan, Gona işlerinden oluşan zararlardan payına düşen, davacının şirketten çektiği paralar ve ihale yoluyla yapılan işten dolayı oluşan eksik iş zararı olarak 1.475.778 USD zarardan sorumluluğu bulunduğunu, 1.000.000 USD. lik kısmın takas/mahsubu ile bakiyesi 475.778 USD. nun davacı karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 18.01.1996 tarihinde imzalanan protokol ile davacının 1.000.000 USD alacağının inşaatı devam eden Durusu Park Evleri'nden ilk 50 evin satışından itibaren 1 ay içinde karşılıklı mutabakat ile nakit ve senet olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, protokoldeki bu muacceliyet şartının açıkça davalı şirket yanında diğer firmalarında yapacağı evlerin 50 ev sayısı içinde mütalaa edileceğinin belirtilmediği, tespit raporunda belirtildiği gibi 71 adet villanın tamamının davalı şirketçe yapılmadığı, keza yerinde keşif suretiyle alınan bilirkişi raporu ile de davalı şirketin 39 adet dava dışı Milpa'nın 20 adet ve arsa sahiplerinin kendilerinin ise 20 adet villa yaptıklarının belirlendiği, bu durumda bono bedelinin muacceliyeti koşulunun oluşmadığı, karşı davanın ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki protokol gereğince davalı yanca kabul edilen borcun, vadesinin belirsiz bir süreye bırakılmış olması karşısında muacceliyetin gerçekleştiği iddiasına dayalı itirazın iptali istemini ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu protokolde tarafların karşılıksız olarak hesaplaştıkları ve 31.12.1995 tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 1.000.000 USD borçlu olduğu, borcun, inşaatı devam eden Durusu Park Evleri'nden ilk 50 evin satışından itibaren 1 ay içinde ödeneceği, ödeme tarihine kadar geçen süre için yıllık %5 faiz uygulanacağı, borcu aynı zamanda diğer davalı Ali Üstay'ın şahsen garanti ettiği ve teminat olarak da senet verileceği kabul edilmiş, belirtilen teminat olarak vade tarihi içermeyen bononun düzenlenip davacıya verildiği anlaşılmıştır.
Protokolün düzenlendiği tarih 18.01.1996 olup, davacı 2000 yılında davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yapmış ve davalıların itiraz üzerine takip 02.11.2000 tarihinde durmuştur.
BK.nun 149 uncu maddesine göre bir akdin konusunu teşkil eden borcun mevcudiyeti, meskük bir hadisenin tahakkukunun talik edilmiş ise o akit şarta bağlı bir akittir. Şarta bağlı akit, ancak şartın tahakkukundan itibaren hüküm ifade eder.
Yine BK.nun 154 üncü maddesine göre de şartın tahakkukuna iki taraftan biri iyiniyet kurallarına aykırı bir hareket ile engel olursa şart tahakkuk etmiş sayılır.
Yukarıdaki yasal düzenleme dikkate alınarak somut olaya dönüldüğünde, öncelikle tarafların karşılıklı olarak borcu doğuran ilişkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Davalı şirket, inşaat projeleri ve projelere uygun olarak yapı inşa etmekte, bu amaçla arsa alıp projeye uygun konutlar yapıp satmaktadır. Bu konuda ulusal ve uluslararası çapta taahhütlere girişmiş, bu taahhütleri kapsamında davacı ile çeşitli tarihli sözleşmeler ile onun danışmanlığında ve kar/zarar ortaklığı şeklinde faaliyetlerde bulunmuş, davacının hizmetleri karşılığında da ona maaş, prim v.b. ödemelerde bulunmuştur.
Protokole göre belirlenen borcun ödeme zamanı olarak gösterilen 50 evin satışının kimin tarafından yapılacağı belirtilmemiş, keza inşaatların kimin yaptığı ya da yapacağı belirtilmemiştir. Ancak, yargılama sırasında ileri sürülen iddia ve savunmalar gözönünde tutulduğunda, inşaatların yapılacağı arsanın Ali Üstey'in hakim ortağı olduğu gruba bağlı Doğal Yaşam A.Ş.ne ait olduğu, inşaatların bir kısmının davalı şirket tarafından, bir kısmının ise arsa satın alan kişiler tarafından yapıldığı, yine bir kısmının ise başka şirketlerce yapıldığı yerinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.
Davalı şirket, projenin belli aşamasından sonra inşaat işinden vazgeçmiş, barter sistemi ile arsalarını kısmen devrederek, kısmen de satarak proje kapsamından 3 üncü kişilerin inşaat yapmasına izin vermiştir. Nisbi olarak davalı şirketçe yapılan konut sayısının 38, diğerleri ile birlikte ise 74 adet konutun hazır ve oturulur durumda olduğu tespit edilmiştir.
Davalılar, davacıya karşı protokol ile 1.000.000 USD. borçlu olduklarını ikrar etmiş olmaları nedeniyle bu borcun MK. nun 2 nci maddesi ve BK.nun 154 üncü maddesi gereğince uygun bir sürede ifa edilmesi gerekliliği açıktır. Davalı şirketin inşaat işini bırakmış olması karşısında burada inşaat yapmayacağı ve yapılmayan konutların satışının da sözkonusu olmayacağı gerçeği karşısında borcun hiçbir zaman muaccel hale gelmeyeceğini düşünmek hukuka uygun düşmez.
O halde, borcun ödeme günü olarak belirlenen Durusu Park Evleri'nden ilk 50 evin satışı şartının somut olay bakımından borçlu lehine konulmuş bir ifa şartı olduğu gözetilerek ve borçlunun da halihazırda 38 adet konutu yapıp sattığı, inşaat işini bırakması üzerine arsa satışı yoluyla borcunu ifa etmeyi düşündüğünün kabulü gerekir. Nitekim, davalı inşaat yapmadığı halde sattığı arsalara gerek arsa sahipleri gerekse 3 üncü kişiler inşaatları tamamlamış ve halihazırda 74 adet konutun oturulabilir durumda olduğu belirlendiğine göre davacının alacağının muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, salt davalı şirketin yaptığı konut sayısından hareketle alacağın muaccel olmadığının kabulü suretiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
2- Davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki protokol tarihinden sonra karşılıklı ticari ilişki devam etmiş ve davacıya anılan ilişki çerçevesinde bir kısım ödemlerin yapıldığı, ortak projelerin bir kısmında zarar edildiği, bu bağlamda aslında davacının alacağının üzerinde bir tutarda davalı-karşı davacıya borcu bulunduğu ileri sürülerek asıl davadaki 1.000.000 USD alacağa karşılık borcunun takası ileri sürülmüş ve bakiye borç içinde tahsil talebinde bulunulmuştur.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile belirlenen 29.791.501.280 TL., 99.335 USD ve 3090 DM davacı yanca itiraza uğramamış ve bu tahsilatların yapıldığı, ilgili belgelerdeki imzaların da kabul edildiği bildirilmiştir. Davalı-karşı davacı, kabul edilmeyen kısım açısından bilirkişi raporuna itiraz etmiş, ancak bu itirazları karşılayacak yeni bir raporu alınmamıştır.
O halde, davacının itiraz etmediği karşı dava konusu olan takas ve bakiye alacak açısından davalı/karşı davacı delilleri gözönünde tutularak yeniden uzman bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucunda yazılı gerekçeyle karşı davanın tümüyle reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle de davalı/karşı davacı Üstay A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy