(1086 S. K. m. 382, 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.07.2004 tarih ve 2004/262 - 2004/920 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı eser sahibinin haklarını temsil ettiğini, davalının eseri basıp yayınladığı halde telif hakkını ödemediğini, bunun üzerine başlatılan takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulması sonucu davaya bakmaya İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 5846 sayılı FSEK'da düzenlenen telif hakkından kaynaklanmaktadır. Bu husus Dairemizce yapılan 03.11.2003 tarihli bozma ilamında da ifade edilmiş, davaya bakmak görevinin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait bulunduğu belirtilerek mahkeme kararı bu nedenle bozulmuştur. Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen kararın gerekçesinde davanın 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'dan kaynaklandığından bahisle davanın Tüketici Mahkemesi'nin görevine girdiği belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece verilen kararda kurulan hüküm ile hükmün dayanağını oluşturan gerekçe birbirinden tamamen farklıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiş olup, HUMK. nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Anılan Yasa'nın 388 inci maddesinde, mahkeme kararlarının kapsaması gereken hususlar düzenlenmiş olup, üç numaralı bentte delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri ile sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin yer alması gerektiğinin belirtilmesine göre, gerekçenin dosya içeriğine uygun bulunması yasal bir zorunluluktur. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Açıklanan nedenlerle dosya içeriğine tamamen yabancı hukuki gerekçeye dayalı olarak verilen kararın bu yönden resen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy