(1086 S. K. m. 388, 389, 417, 426) (1136 S. K. m. 164) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tortum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.11.2004 tarih ve 2001/29 - 2004/91 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki olduğu minibüse ücretli yolcu olarak binen müvekkilinin, sürücünün tam kusuru ile oluşan kazada yaralanıp, kısmi işgöremezliğe maruz kaldığını ileri sürerek, 10.000.000.000 lira maddi, 40.000.000.000 lira manevi tazminatın, ıslah dilekçesi ile 10.144.542.000 lira daha maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, maddi tazminat isteminin kabulüne manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyizine gelince; Dava, yolcu taşımadan kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatına da ilişkindir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre; bilinmeyen dönemdeki kazancın hesabı yapılırken en son bilinen yıllık kazançtan itibaren takip eden yılların yıllık %10 arttırılıp, %10 iskontoya tabi tutulması suretiyle her yıl için ayrı ayrı kazanç tutarının (sabit yönteme göre) belirlenmesi gerekmekte olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu ilkeye uyulmuş ise de, olay ile rapor tarihine kadar olan bilinen dönem için gerçekleşmiş zarar; bilinmeyen dönem için rapor tarihinden itibaren gerçekleşmemiş zarar hesabı yapılması da tazminat hukukunun başka bir ilkesi iken, buna raporda uyulmamış, bilinen dönem rapor tarihinden bir kaç ay sonraya uzatılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan son ilkeye uygun ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor, uzman bilirkişi kurulundan temin edilerek, destek tazminat miktarı saptanmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre, davacı vekilinin diğer temyizlerine gelince; özellikle dava açılırken ve ıslah sırasında alınan peşin karar ve ilam harcı bölümünün ve diğer yargılama giderlerinin davanın kabul edilen bölümüne göre davalıya yüklenip yüklenmediği masraf dökümü içermeyen gerekçeli karardan anlaşılamamakta ve bunun denetimi yapılamamaktadır. Bu itibarla, masraf dökümünün yapılmaması HUMK. nun 388 inci, 389 uncu, 417 nci, 426 ncı maddelerine aykırı olduğu gibi, maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, buna dikkat edilememesi suretiyle hüküm tarihindeki tarifenin 11 inci maddesi hükmünün yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesine olanak vermeyecek tarzda yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, hükmün taraflar yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 03.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy