(818 S. K. m. 42) (556 S. KHK. m. 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tarsus Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.06.2004 tarih ve 2001/772 - 2004/313 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, müvekkiline ait BP marka ve logosunun, hak ve yetkisi bulunmadığı halde davalının işlettiği akaryakıt istasyonunda kullanıldığını ileri sürerek, davalının müvekkile ait marka, logo, renk ve ayırt edici özelliklerine tecavüzün tespit ve önlenmesini, davalının elde ettiği kazanç karşılığı şimdilik (10.000.000.000.-) TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu akaryakıt istasyonunun müvekkilce kiralandığını ve BP logosunu sildirip gerekli tadilatı yapma yükümlülüğünün kiraya verene ait olduğunu, daha sonra da müvekkili tarafından tüm tedbirlerin alındığını ve aykırılığın giderildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının davacıya ait tescilli marka, logo ve ekipmanları 2 ay 27 gün süreyle taraflar arasında bu konuda bir anlaşma bulunmadan kullandığı, davalının bu sürede (33.891.733.333.-)TL kazanç elde ettiği, talebin ıslah edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacıya ait marka ve logoya tecavüzünün tespit ve önlenmesine, (33.891.733.333.-) TL.nin davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, marka üzerinde tasarruf yetkisi bulunan davacıların 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 66/b maddesinde belirtilen şekilde, marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre maddi tazminatın hesaplanması yöntemini seçtikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan ilk bilirkişi kurulu raporunda, davalının üç ayrı şubesi bulunduğu, bu işyerlerinin defterlerinin ortak tutulması nedeniyle dava konusu akaryakıt istasyonunun satış ve karlılık durumunun ayrıca tespit edilemediği belirtilmiş ve Temmuz-Eylül dönemi net karının (15.736.779.000.-) TL olduğu bildirilmiştir. İkinci bilirkişi raporunda ise akaryakıt istasyonunun konumu dikkate alınarak dava konusu dönemdeki net karının (33.891.733.333.-) TL olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ise, dava konusu akaryakıt istasyonuna ait müstakil defter kayıtlarının bulunduğunu savunmuş ancak mahkemece bu kayıtlar getirtilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinin belirttiği defter ve kayıtlar getirtildikten sonra bu kayıtlar da inceletilerek iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi, davalının belirtilen dönemde elde ettiği net karın bu şekilde tespit edilememesi halinde benzer konumdaki akaryakıt istasyonlarının net karları dikkate alınarak davalının elde edebileceği net kar miktarının belirlenmesi, bu dahi mümkün olmazsa BK.nun 42 nci maddesi uyarınca adalete uygun bir tazminat takdir edilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy