(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.12.2004 tarih ve 2003/179-2004/774 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin işleyişi hakkında bilgi istediği halde kendisine bilgi verilmediğini, bu nedenle aralarında ilişkilerin bozulduğunu ve altı aydır şirketten hiçbir kar payı alamadığını, delil tespiti yaptırdığını ve buna göre %10 hissesine 35.251.314.122.-TL pay düştüğünü ileri sürerek, müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini ve anılan meblağdaki ayrılma payının reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının çıkma isteğini şirkete bildirmediğini, kötü niyetli olduğunu, payını çektiğini ve alacağının kalmadığını savunarak, davacının şirketten çıkmasını ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, fiili ayrılık nedeniyle davacının çıkma isteğinin her iki taraf ve üçüncü kişiler için haklı olduğu, sermaye ve ödemelere göre davacının şirketten 13.788.839.000.-TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle, bu meblağın davalıdan reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki iki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket ortağının ayrılmasına izin verilmesi ve ayrılma payının tahsili istemine ilişkindir.
Davada, davacının şirketten ayrılmasına izin verilmesi hususunda bir çekişme bulunmayıp, uyuşmazlık, ortağın ayrılma payının hesaplanma biçimi ve miktarı üzerinde toplanmaktadır.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, limited şirket ortaklığından çıkan veya çıkarılan ortağın ayrılma payının hesaplanmasında, şirket malvarlığının hükme en yakın tarihteki değerlerinin belirlenerek, buna göre ilgili ortağın payının belirlenmesi gerekmektedir. Bu hesaplamada finansal kiralama sözleşmesi ile alınan demirbaşların da ancak davanın devamı sırasında şirketin mülkiyetine geçmesi durumunda demirbaş değerine eklenmesi mümkündür.
Somut olayda, malvarlığının hesaplanmasının yapıldığı ikinci ve üçüncü rapor arasındaki çelişkilerinin giderilmesi için dördüncü bir rapor alınmış ise de bu rapor çelişkileri gidermediği gibi, daha başka yönlerden çelişkilere neden olmuştur. Bu bağlamda, hükme esas alınan dördüncü raporda, davacı tarafça ileri sürülmediği halde, davacının başlangıçtaki anlaşmaya göre daha fazla sermaye ödediği belirtilerek, bu miktar davacının şirkete olan borcundan düşürülmüştür. Oysa davalı tarafça yalnızca, yaptırdığı delil tespitine göre belirlenen şirket mal varlığından payına düşen kısmı istenilmiştir.
Diğer yandan, hükme esas raporda, şirketin mal varlığı, yalnızca işletmedeki makine ve teçhizatın değerlerinin hesaplandığı birinci rapora göre kabul edilmiştir. Oysa, ikinci ve üçüncü raporlarda ortaya konulduğu üzere, şirkete ait araçlar ve diğer malların da mal varlığı içinde hesaba katılması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ve anılan hususların da gözetildiği surette, başka bir bilirkişiden ya da bilirkişi heyetinden önceki raporları değerlendiren, tartışan, itiraz noktaları üzerinde yeterince duran, çelişkiyi giderici ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, temerrüt faizine ilişkin olarak kurulan hükümde, faiz başlangıç tarihinin belirtilmemesi suretiyle, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy