(2004 S. K. m. 88, 94)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2004 tarih ve 2003/189-2004/424 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi dava dışı Şükrü Kılıç'ın müvekkiline borçlu olduğunu, tahsili için takip başlattıklarını, haciz için şirkete yazı gönderildiğini, davalı şirketçe hisselerin kimde ve nerede olduğunun bilinmediği şeklinde cevap verildiğini, borçlunun yönetim kurulu üyesi olarak mutlaka hissesinin olmasının gerektiğini ve bunların pay defterinden anlaşılabileceğini ileri sürerek, dava dışı borçlunun davalı şirkette bulunan hisse adedi ve değerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada hukuki yararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, en son genel kurul hazirun cetveli ve ticaret sicili kayıtlarına göre dava dışı Şükrü Kılıç'ın davalı şirkette halen ortak olduğu ve 1320 adet ve 33.000.000.000.TL. bedelinde hissesinin bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket ortağının, şirketteki hisselerinin adedi ve değerinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin borçlusu ve dava ihbar olunan Şükrü Kılıç'ın, davalı şirketin ortağı olduğunu ileri sürerek, bu kişinin davalı şirketteki hissesinin adet ve değerinin tespitini istemektedir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; somut olayda, davacının alacağını tahsil etmek amacıyla, başvurabileceği imkanlar bulunmaktayken böyle bir dava açması doğru değildir.
Davacı vekilinin, dava dışı Şükrü Kılıç hakkında başlatmış bulunduğu icra takibi sırasında, İcra Müdürlüğü tarafından İİK. nun 94. maddesine göre gönderilen haciz tezkeresine davalı şirketçe, ortaklara hisseleri karşılığında, muvakkat (geçici) ilmühaber verildiği bildirilmiştir.
Gerçekten, şirket ortaklarına hisseleri karşılığı geçici ilmühaber verilmiş ise, İİK. nun 88. maddesi kapsamında menkul haczine göre haczi mümkün olabilecektir.
Geçici ilmühaber verilmediğinin anlaşılması durumunda ise davalının payı varsa çıplak pay niteliğinde sayılacağından, şirkete gönderilecek İİK. nun 94. maddesi hükmüne göre haciz işlemi mümkün olacaktır. (Bkz. Kuru, B.İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 2004, s.392).
Bu durumda, davacı tarafın, yukarıda açıklanan iki ihtimali değerlendirmesi ve varılacak sonuca göre, icra işlemi ile ya da gerekli görürse bu doğrultuda açacağı bir eda davası ile alacağını tahsil edebilmesi mümkün iken, bu davayı açmakta hukuki yararının olmayacağı bir gerçektir. Zira, tespit davası, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin bir dava olup, eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerdeki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından, kesin delil olarak kullanılmak üzere açılabilir. Bu davada hukuki yararın varlığının kabulü için, talepte bulunanın hakkının tehlike altında bulunması ve verilecek bu tespit kararının bu tehlikeyi bertaraf edici nitelikte bulunması gerekir. Oysa, somut olayda, kesinleşmiş bir haciz söz konusu olup, anılan koşulların hiç biri davada bulunmamaktadır.
O halde, davada, dava şartlarından olan hukuki yararın yokluğu nedeniyle davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy