(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.11.2004 tarih ve 2004/139-2004/880 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin Almanya'da kurulu olup, davalı Türkiye'deki üretici firma Türklab A.Ş. ile gebelik testi alıp pazarlamak üzere tek satıcılık sözleşmesi imzaladığını, ancak haklı nedenlerle aradaki sözleşmenin feshedildiğini, davalının feshi kabul etmesine rağmen gönderdiği yazılarda müvekkili şirkete karşı kötüleyici faaliyetlerde bulunacağını ihtar ettiğini, yazılarda belirtilen kötüleyici faaliyetlerde bulunulması durumunda müvekkili şirketin ticari menfaatlerinin çok büyük ölçüde zarara uğraması ve müşterilerinin önemli bir kısmını kaybetme tehlikesi mevcut olduğunu ileri sürerek asıl davada haksız rekabetin men'ine; birleşen davada ise davalının ürettiği gebelik testlerini müvekkiline ait bilgileri içerecek şekilde ve Almanya'da satış yaparken kullanılan ambalaj kutusu kullanılarak Türkiye'de satmaya ve pazarlamaya başladığını, oysa ki ürünün yalnızca Almanya'da satılabileceğini, Türkiye'de satışa arzı için yetkili makamlardan alınan bir izin bulunmadığını, davalı tarafın davaya konu gebelik testinin satım ve dağıtımını devam ettirmesinin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin men'i ile dava konusu gebelik testlerinin tüm satış merkezlerince satım ve dağıtımının yasaklanması ve toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Rapidan markasının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davacının müvekkilinin ürettiği ürünlerin Almanya'da dağıtımını yaptığını, davacı şirketin Rapidan markalı sahte hamilelik testlerini piyasaya sürmek üzere iken yakalandığını, bu nedenle müvekkilinin müşterilerini bilgilendirmek istemesinin yasa ve sözleşmeden kaynaklanan doğal bir hakkı olup, yanlış ve yanıltıcı bilgi içermediğinden ve kötülemek maksadını gütmediğinden davacının davasının haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın tescilli markaya tecavüze ilişkin bulunması nedeniyle asıl dava ve birleşen davaya bakmanın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kararı uyarınca 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davalar, davalının davacı şirket hakkında kötüleyici faaliyetlerde bulunacağı yönündeki tehdidinin davacı şirketin ticari menfaatlerinin zarara uğraması ve müşterilerinin önemli bir kısmını kaybetmesi tehlikesini doğurduğu iddiasıyla haksız rekabetin men'i ve davalının Türkiye'de satış yetkisi bulunmayan ürünleri satmak ve dağıtmak suretiyle haksız rekabette bulunduğu belirtilerek haksız rekabetin men'i ile anılan ürünlerin tüm satış merkezlerince satım ve dağıtımının yasaklanması ve toplatılması istemlerine ilişkin olmasına göre; gerek asıl dava, gerekse birleşen dava yönünden ihtisas mahkemesini görevli kılan fikri ve sınai haklardan kaynaklanan bir istem ve uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalar, açıklanan maddi vakıaların haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayalı olarak bu eylemlerin önlenmesine yönelik olmasına göre, TTK. hükümlerinden kaynaklanan bu uyuşmazlıklara bakmak ticaret mahkemesinin görevi içindedir. Bu itibarla mahkemece, asıl dava ve birleşen dava hakkında yargılamaya devam olunması gerekirken, davanın tescilli markaya tecavüz olduğundan bahisle nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy