(1086 S. K. m. 275) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları m. B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.06.2004 tarih ve 2002/852-2004/568 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.05.2006 gününde davacı avukatı Seyhan Çoban Biles gelip, davalı avukatının tebligata rağmen gelmediği, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirket nezdinde kasko sigortalı olduğu dönemde yanarak kullanılamaz hale geldiğini, buna rağmen davalı tarafından sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, (15.000.000.000) TL. sigorta tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta poliçesinde aracın Man marka otobüs olmasına rağmen eksperce 1985 model Mercedes olduğu, çıkan yangının tadilatla ilgili olması halinde meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında olacağı, sigortalı aracın olay tarihi itibariyle piyasa değerinin (2.000.000.000) TL. olduğunu, hasar dosyası tekemmül etmediğinden müvekkili şirketin temerrüdünün de söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, aracın olay tarihinde piyasa değerinin (5.500.000.000) TL. olduğu, soutaj tenzili sonucu davalı sigortacının ( 5.250.000.000) TL. ödemek zorunda olduğu, davacının isteminin davalı sigortacı tarafından 17.10.2001 tarihinde reddedilmekle, temerrüt tarihinin de bu tarih olması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (5.250.000.000) TL'nin 17.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, alınan 05.05.2003 tarihli ilk bilirkişi raporunda sigortalı otobüsün kasko değerinin (15.000.000.000) TL olarak belirtildiği, buna karşın alınan 16.04.2004 tarihli bilirkişi raporunda aracın piyasa değerinin (5.500.000.000) TL olarak saptandığı anlaşılmaktadır.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.1. maddesi uyarınca sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki tazmin kıymetleri esas alınır. Bu durumda, mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda poliçede gösterilen sigorta değeri üzerinden hesaplama yapılması doğru değil ve hesaplamada rizikonun gerçekleştiği tarihteki tazmin kıymetinin dikkate alınması gerekmekte ise de, alınan her iki rapordaki sigortalı aracın değeri konusunda ortaya çıkan fahiş fark nedeniyle raporlar arasındaki mübayenetin giderilmesi yönünden içerisinde otobüs alım-satımında uzman bilirkişilerin bulunduğu bir heyetten rapor alınmak suretiyle, rizikonun gerçekleştiği tarihteki sigortalı aracın gerçek değerinin belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmekle, noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, Poliçe Genel Şartlarının B.3.3.1 maddesinde sigortacının hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorunda olduğu hüküm altına alınmış olduğundan, davalı sigortacının temerrüt tarihinin anılan hüküm uyarınca belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde faiz başlangıç tarihine davalı Sigortacının tazminat isteminin reddine dair 17.10.2001 tarihli yazısının esas alınması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle dahi davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy