(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asiye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.07.2004 tarih ve 1999/417-004/862 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada açtırdığı yatırım hesabı ile ilgili birçok belge imzaladığını, bu belgeler arasında hisse karşılığı kredi talep formunu da imzaladığını, yeni açtırdığı yatırım hesabına başka hesapta olan hisselerini aktardığını, yazılı talimatlar vererek hisse senedi alıp sattığını, bu nedenle de yazılı olmayan hisse hareketlerini kabul etmediğini, yatırım ve mevduat hesabı ekstrelerini incelediğinde, yazılı talimatı olmadan hisse senedi alınıp satıldığını, kullanma talebi olmadığı halde müvekkilinin talimatı dışında birkaç kez kredi ile hisse senedi alınıp satıldığını, açıkların hisse senedi satılarak kapatıldığını, sonucunda borçların kapatılması amacıyla hisselerin çoğunluğunun kullanıldığını ileri sürerek, müvekkilinin hesabında olması gereken 12.800 adet İŞ C, 17.000 adet Petrol Ofisi, 5.000 adet Tüpraş, 6.000 adet Adana c, 4.000 adet Alcatel hisse senedinin davalı taraftan geri alınmasını, mümkün olmadığı takdirde hisse senetlerinden doğan alacak haklarının dava tarihindeki piyasa değeri karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacının davalı tarafa alım satım emirlerini sözlü olarak verdiği, sözlü emirlerin kim tarafından verildiğinin veya davalı tarafça davacı adına işlem yapıldığının duraksamaya yer vermeyecek derecede kanıtlanamadığı, bilirkişilerin bu hususun tespitinin mümkün olmadığını belirttiği, davalıca İMKB yönetmeliğine ve Borsa işlemler Yönetmeliğine uygun belge (ordino) düzenlenmediği, ancak bu hususun idari bir soruşturma konusu olabileceği, davalı ile davacının 2.000.000.000 TL. tutarlı kredi anlaşması imzaladığı, birçok belge imzalatıldığını iddia eden davacının bankacı olduğu ve imzaladığı belgelerin neler olduğunu bilebilecek konumda olduğu, yönetmeliklere uygun belge düzenlenmemesinin davacının talimatı dışında ve kredi kullandırılarak hesabına hisse senedi alım satımı yapılması sonucu zarara uğratıldığını, ispatlamayacağı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, davalı banka nezdinde bulunan yatırım ve kredi hesaplarında, davacının bilgisi dışında yapıldığı iddia edilen işlemler sonucu, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankada açtırdığı kredi hesabından sağlanan para ile yine aynı bankada açtırdığı yatırım hesabında menkul kıymet alım-satımı yapılmak üzere anlaştıklarını, ancak müvekkilinin bilgisi dışında hesapta oluşan açığın kapatılması amacıyla bir kısım işlemler yapıldığını ve bu bağlamda yazılı talimatı olmadan hisse senedi alınıp satılması sonucu hesapta zararın oluştuğunu ileri sürerek, oluşan bu zararının tazminini istemiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporları, hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi, davacı vekilinin raporlara ilişkin itirazları da raporlarda ve kararda tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, yatırım hesabına ilişkin hesap hareketlerinin davacıya düzenli bir şekilde bildirip bildirilmediği anlaşılamadığı gibi, davacı vekilince; hesap hareketlerine ilişkin talimatların davacıya imzalatılmadığı, borsada işlem gören hisselere ilişkin tutanaklara (ordinolara) tam olarak geçmediği, ordinoların sonradan düzenlendiği ve tarihlerinin değiştirildiği intibaının oluştuğu, hafta sonuna denk gelen işlemlerin olduğu, aynı gün içerisinde alım ve satımın yapılarak davacının zarara uğratıldığı, dava sonrasında hisse senedi alım satımına ilişkin hareketliliklerin olduğu yönündeki iddiaları yeterince irdelenmemiş ve raporlarda tartışılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, borsa mevzuatından anlayan yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacıya hesap ekstrelerinin gönderilip gönderilmediğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespitini yapan, davacının bu ekstrelerdeki işlemlere icazetinin olup olmadığı hususunu ve yapılan işlemleri davacının benimseyip benimsediğini tartışan, hesap ekstrelerinin içeriğinde yapılan işlemlerin borsa mevzuatı hükümlerine uygun olup olmadığını, davacının kazandırıcı işlemlere muvafakat verip vermediğini, zararlandırıcı işlemlere karşı çıkıp çıkmadığını tarafların delilleri çerçevesinde tartışan ve tüm bu hususları borsa ve dosya içerisindeki sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendiren bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy