(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 2001/522-2004/99 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerine ait binanın deprem ve sair rizikolara karşı davalı tarafından sigorta poliçesinin düzenlendiğini, 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem neticesinde binada hasar oluştuğunu, ön hasar raporuna göre davalının bir kısım ödeme yaptığını ancak gerçek hasar miktarının henüz ödenmediğini ileri sürerek, 19.265.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sorumluluklarının hasar tarihindeki maliyetler üzerinden olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen 24.03.2003 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, depremde meydana gelen hasarın poliçe teminatı içerisinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.914.983.517.TL.nın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların uğradığı gerçek zararın tespiti amacıyla bilirkişi kurulundan 24.03.2003 tarihinde rapor alınmış olup, bu rapora itiraz edilmesi üzerine mahkemece çelişkinin giderilmesi amacıyla aynı bilirkişi kurulundan 15.11.2003 tarihli ek rapor alınmıştır. Anılan son ek raporda bilirkişiler tarafların 05.11.2001 tarihli rapora itiraz etmediklerinden bahisle hesaplama yapmış ise de, davalının anılan raporda bulunan miktara karşı açık itirazının bulunması nedeniyle bilirkişilerin bu tespiti yerinde değildir.
Mahkemece, 15.11.2003 tarihli ek raporun benimsenmemesi isabetli olmuş ise de, daha önce çelişkili olduğu kabul edilen 24.03.2003 tarihli raporun benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bir başka deyişle, 24.03.2003 tarihli bilirkişi raporunun yeterli görülmeyerek bir kez daha bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra mahkemenin artık çelişkili olduğu sonucuna vardığı rapora itibar ederek karar vermesi usulen mümkün değildir. O halde mahkemece, 24.03.2003 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarında değerlendirildiği yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmemesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy