(6762 S. K. m. 1235, 1236)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.02.2004 tarih ve 2002/1364-2004/50 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait tankere Ambarlı Liman Hizmetleri Tarifeleri'ne göre yapmış olduğu yardım ve hizmetler karşılığında davalıya ücret tahakkuk ettirildiğini, ancak davalının ödemede bulunmadığını, müvekkilinin alacağının tahsilini temin için rehin hakkı tesisi gerektiğini ileri sürerek gemi alacağı olan toplam 11.761 Amerikan Doları için kanuni rehin hakkının tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen alacağın gemi kurtarma alacağı olmadığından rehin hakkı sağlamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile Eti Tankeri üzerinde davacının 11.761 Amerikan Doları alacağı olduğunun tespitine ve bu miktar üzerinden TTK.nun 1235/4 ve 1236. maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkının tanınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıya ait tankere yapılan yardım ve hizmetler karşılığı tahakkuk ettirilen ve davalı tarafından ödenmeyen bedel için kanuni rehin hakkı tesisi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile TTK.nun 1235/4 ve 1236. maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmiştir. Davanın açıklanan bu niteliğine göre uyuşmazlığın çözümünde Deniz Ticareti'ne ilişkin kanun hükümleri uygulandığından davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı Kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurularak faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı olarak İstanbul ili mülki hudutları belirlenmiştir. Mahkemelerin görevine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle temyiz aşaması dahil yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması usul hukukunun yerleşik bir kuralı olduğundan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verildi.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy