(1086 S. K. m. 284, 432) (554 S. KHK. m. 17, 49, 52)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.02.2004 tarih ve 2003/78-2004/16 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkan Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davasında müvekkilinin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, perde desenlerinin tasarımlarının adına tescilli olduğunu, davalının karışıklığa neden olacak şekilde bu tasarımlardan 5324 numaralı tasarımı aynen, 4432 numaralı tasarımı ise küçük değişikliklerle kullanarak üretim yaptığını, piyasaya mal sunduğunu, bu emtiaların kalitesinin düşük olduğunu, müvekkilinin marka ve tasarımlarının yaratığı güvenden faydalandığını, haksız rekabette bulunarak tasarım hakkına tecavüz ettiğini, ticari itibarını zedelediğini ileri sürerek, tasarım hakkına haksız rekabet yolu ile tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, ürünlerin toplatılarak el konulmasına, 5.000.000.000.-TL manevi ve 3.604.830.793.-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kullanılan perde desenlerin anonim olduklarını, taklidin söz konusu olmadığını, davacının bayiliğinden vazgeçilmesi nedeniyle bu davanın açıldığını, tazminat isteme koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının tasarımlarının tescilli bulunduğu, davalının Nenis markasıyla bu tasarımların aynısını ve benzerini kullanarak üretim yaptığı, 554 sayılı KHK.'nin 17 nci maddesi uyarınca davalının bu şekilde üretim yapmasının yasak olduğu, kalitesiz mal üretimin kanıtlanmadığı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.604.830.793.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının tasarımlarına tecavüzün durdurulmasına, ürünlerin toplatılmasına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, tasarım hakkına tecavüzün durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, diğer istemlerinin yanında tescilli tasarımlarına tecavüz dolayısıyla meydana gelen maddi zararın da tahsilini istemiştir. 554 sayılı KHK.'nin 49 uncu maddesinde tasarımdan doğan hakları tecavüze uğrayan kişinin, maddi zararının tazminini de isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Aynı KHK.'nin 52 nci maddesinde ise, tasarım hakkı sahibinin uğradığı zararın, sadece fiili kaybın değeri değil, bu nedenle yoksun kalınan kazancı da kapsayacağı açıklanmış, bunun tespit usullerini belirterek bu noktada da hak sahibine seçim hakkı tanımıştır. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda uyuşmazlığa konu dönemde davalının perde satışları nedeniyle elde ettiği kazanç belirlenmiş, bu tutar davacı zararı olarak hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar davacı vekili, zarar tespiti hususunda dava dilekçesinde bir açıklama yapmamış ise de bilirkişi raporunu aynen kabul ederek bu tespiti benimsemiştir. Ancak, anılan tespit, davalının defter ve kayıtlarına göre ilgili döneme ait tüm güpür perde alımları, satımları ve maliyetleri değerlendirilerek yapılmıştır. Davalı vekili ise bilirkişi raporuna itirazında, tasarımlara tecavüz teşkil etmeyen perde satışlarının da dikkate alındığını, hatta usulüne uygun şekilde davacıdan alınan perdelerin de hesaba katıldığını bildirerek, faturalar ibraz etmiştir. Somut olayda davacı zararı, davalının salt davacının tasarımların kullanmakla elde ettiği kazanç olmalıdır. Bu durum karşısında, davalı vekilinin sunduğu faturalar da dikkate alınıp, belirlenen davalı karının (kazancının) salt davacı tasarımları kullanılarak elde edilmiş kazanç olup olmadığı, değilse bunun tespiti yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekilinin 28.02.2005 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4 üncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, alınmadığı anlaşılan 12.20.-YTL temyiz ilam harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy