(7201 S. K. m. 20, 21, 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.04.2003 tarih ve 2002/135-2003/240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket personelinin taşınması işini davalı şirketin üstlendiğini, sözleşmenin, şartnamenin 7/F maddesi uyarınca müvekkilince feshedildiğini ve işin başkasına ihale edildiğini, müvekkilinin bu işlemlerden dolayı 136.151.624.435 TL. zararının doğduğunu, 31.016.973.695 TL istihkakın tenzilinden sonra 105.134.650.740 TL zarar gerçekleştiğini ileri sürerek, bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Öncelikle, taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının incelenmesi gerekmiştir.
Davalı şirketin, sözleşmede yazılı adresi ile ticaret sicilinde yazılı adresi aynı olup, dava dilekçesi bu adrese tebliğe çıkarılmış ise de, şirketin yetkili çalışanı olduğunu beyan eden kişinin imtina ettiği ve mahalle muhtarınca, muhatabın kaydının bulunmadığını bildirdiği şerhiyle tebligat evrakı merciine iade edilmiştir. Bunun üzerine mahkemece aynı adrese çıkarılan tebligat mahalle muhtarından alınan nakil adresine sevk edilmiş ise de, yeni adresin sürekli kapalı olduğu, muhatabın ismen tanınmadığı, muhtar kayıtlarında kaydı çıkmadığı şerhiyle merciine iade edilmiştir. Bir önceki tebligat sırasında yetkili kişi olduğunu beyan eden kişi ve mahalle muhtarı tebligat evrakını Tebligat Kanunu'nun 20 nci ve 21 nci madde hükümleri uyarınca kabule mecbur iseler ve bu madde hükümlerine göre geçerli bir tebligat olanağı var idiyse de, sonraki tebligata yapılan tespitler karşısında, bu usulün yerine getirilmesi olanağı kalmamıştır. Bu itibarla, mahkemenin, aynı Kanun'un 35/son madde hükmündeki olanağı kullanarak, bu maddede yazılı tebliğ işlemine başvurmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ne var ki, tebligat evrakına mahkemece, muhatabın yazılan adresi, ticaret sicilindeki adresin bire bir aynısı değildir. Bu nedenle bu maddede yazılı usulün uygulandığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Karar, aynı maddedeki usule göre davalı asile tebliğ edilmiş ise de, adres doğru yazılmıştır.
Bu itibarla, bu maddede yazılı usulün, yanlış adres yazılması nedeniyle gerçekleşmediğine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy