(818 S. K. m. 84) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2004/372-2004/741 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi olduğunu kooperatifin geçmişe yönelik olarak yapılan tüm aidat ödemelerini öncelikle faize sayarak müvekkilinin borçlu çıkarıldığını, 23.04.2000 tarihli genel kuruldan beri bu konuya ilişkin karar alınmadığını ileri sürerek aidat ve gecikme dışında mali yükümlülüğünün bulunmadığının tespiti ile muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre kooperatif ortağı olan davacının şahsi hak ihlali yaratmayan yönetim kurulu işlemlerine karşı dava açamayacağı ayrıca hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kooperatif yönetim kurulu tarafından başlatılan uygulamanın esasen 02.05.1999 tarihli genel kurul kararı gereği olduğu gibi BK'nun 84 üncü maddesi hükmüne de uygun olduğunun anlaşılmakta bulunmasına, kaldı ki yukarda bahsi geçen genel kurul kararını ortadan kaldıran bir başka genel kurul kararının alınmamış bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davalı tarafın vekili bulunmamasına rağmen davanın reddine karar verilerek davalı lehine vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 3 üncü bendinde geçen 300.000.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine kısmının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy