(6762 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.12.2004 tarih ve 2003/672 - 2004/1094 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin % 49 hissedarı olduğunu, kardeş ve kardeş eşlerinden oluşan diğer hissedarların ise % 51 pay sahibi bulunduklarını, birlikte hareket ederek müvekkilinin söz sahibi olmasını engellediklerini, 24.10.2003 tarihindeki olağanüstü genel kurul kararında sermaye artırımına karar verildiğini, bir gerekçe gösterilmediğini, şirketin mal varlığının değerlendirilmesi ve bu şekilde sermaye artırımına gidilmesi gerekirken iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacak şekilde karar alındığını ileri sürerek, anılan genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının diğer hissedarların kız kardeşinin eşi olduğunu, teknolojinin eskimesi nedeniyle sermaye artırımına gidildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin yeni teknolojiye uyum sağlamak için nakit ihtiyacı içinde olduğu, bu paranın sermaye artışı yolu ile sağlanmasının rasyonel bulunduğu, ortakları zarara uğratma amacı taşımadığı, objektif iyi niyet kurallarına aykırılık olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Bu toplantıda, sadece anasözleşmenin şirketin sermayesini düzenleyen 6 ncı maddesinin değiştirilmesi kararlaştırılmıştır. Anonim şirketlerde anasözleşme değişikliklerinde uygulanması gereken toplantı ve karar yeter sayılarına ilişkin düzenleme TTK. nun 388 inci maddesinde yer almaktadır. Anılan maddede anasözleşmenin değiştirilmesi sırasında uygulanması gereken toplanma ve karar yetersayıları yapılacak değişiklerin önemine göre farklı olarak düzenlenmiştir. Buna göre, anasözleşmede yapılacak değişikliğin niteliğine göre maddede belirtilen yetersayıların altında toplanılamaz ve karar alınamaz. Zira, genel kurulun toplanma ve karar alma nisaplarına ilişkin düzenlemeler emredici niteliktedirler. Aksi takdirde alınan kararlar hukuken geçerli olmayıp, yok hükmündedir. Anılan madde, 16.06.1989 tarihinde kabul edilip, 04.07.1989 tarihinde yayınlanan 3585 sayılı Yasa'yla başlığı ile birlikte değiştirilerek anasözleşme değişikliklerinde uygulanması gereken toplantı ve karar yetersayıları hususu yeniden belirlenmiştir. Ancak, yasa değişikliği anasözleşmenin kendiliğinden değiştirilmesi sonucunu doğurmadığından, anasözleşmede düzenlenmeyen hususlarda TTK'na yollama yapıldığı takdirde bu yollamanın anasözleşmenin tescil ve ilan edildiği tarihte yürürlükte bulunan TTK. hükümlerine yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Somut olayda davalı şirket, 01.09.1982 tarihinde tescil edilmiş, bu tescil 07.09.1982 TSG ilan edilmiştir. Anasözleşmenin 19 uncu maddesinde genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabının TTK hükümlerine tabi olduğu açıklanmış olup, 31 inci maddede de anasözleşmede düzenlenmeyen konularda TTK. nun anonim şirketlere ait hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu durumda, davalı şirketin anasözleşmesinin yasal değişiklikten önce tescil edildiği anlaşıldığından anasözleşme değişikliğine ilişkin olarak aldığı kararlarda TTK. nun değişiklikten önceki hükümleri uygulanacaktır. Buna göre, TTK. nun 388 inci maddesinin 3585 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki hükmü uyarınca yapılan değerlendirme sonucu, davaya konu genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin kararın, anasözleşmenin 6 ncı maddesinin değiştirilmesi niteliğinde bulunup, bu kararların toplantıya katılanların üçte ikisinin (2/3) çoğunluğu ile alınması gerekmektedir. Oysaki, genel kurulda bu değişikliğin 1.960.000 red oyuna karşılık 2.039.997 kabul oyu ile yapıldığı anlaşılmakla yasal karar yeter sayısı olan 2/3 oranının altında kalan kabul oyuna bağlı olarak yapılan anasözleşme değişikliklerinin hukuken geçerli olmayıp, yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. O halde, anılan kararın yoklukla malul olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy