(4389 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.06.2004 tarih ve 2004/173-2004/871 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı, davalı BDDK ve T. İmar Bankası vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı T. İmar Bankası Feriköy Şubesi'nin mudisi olduğunu personelin iknası sonucu hesabındaki paradan 28.5.2003 tarihinde 70.014.605.694.TL karşılığı B türü hazine bonosu aldığını, 06.11.2003 tarihinde 83.294.200.000.TL ödeneceğinin bildirildiğini, davalı BDDK tarafından T. İmar Bankası A.Ş.'ye el konulduğunu, başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, devlete güvenerek hazine bonosu aldığını ileri sürerek, anılan meblağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı T. İmar Bankası A.Ş. vekili, davalı BDDK tarafından müvekkili bankanın faaliyetlerinin durdurulduğunu, yönetiminin TMSF geçtiğini, hukuki statüsünün belirsiz olduğunu, hakkındaki dava takiplerin durması gerektiğini, davacının hazine bonosu aldığı hususunun doğru olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK vekili, duruşma gün ve saatinin bildirildiğini, ancak dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, dilekçenin tebliğine kadar beyanda bulunma hakkının saklı tutulmasını istemiştir.
Davalı TMSF vekili, idari yargının görevli olduğunu, hazine bonosunun tasarruf mevduatı niteliğinde bulunmadığı, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, esas itibariyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar ve toplanan kanıtlara göre, Bakanlar Kurulu'nun 31.05.2000/682 sayılı kararı ile hazine bonosunun Fon garantisi kapsamında olmadığı, Hazine Müsteşarlığına husumet düşmediği, alınan kararların iptali amaçlanmaktaysa da bunun için idari yargıya başvurulması gerektiği, davacının bilirkişi incelemesi için gerekli ücreti yatırmaması nedeniyle davalı T. İmar Bankası A.Ş. hakkındaki davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı, davalı BDDK ile T. İmar Bankası A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı T. İmar Bankası A.Ş. vekilinin tüm, davacının (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, hazine bonosu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalılardan T. İmar Bankası Feriköy Şubesindeki hesabındaki parayla hazine bonosu aldığını, vadesi gelmesine rağmen yazılı bedelin ödenmediğini iddia etmiş, hesap cüzdan fotokopisi ile menkul kıymet satın alımına ilişkin belge sunmuştur. Davalı T. İmar bankası vekili de, vermiş olduğu cevabında bu alacağın varlığını kabul etmiştir. Bu duruma rağmen, alacağın tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde ara karar verilip, davacının bu incelemeyi yaptırmadığı ve davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı, açmış olduğu bu davada hesaplara el konulmasının doğru olmadığını, anayasal hakkının çiğnendiğini, kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını bildirerek, davalı TMSF'nin da sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27.05.2002 tarih ve 2002/20-21 sayılı kararında da açıklandığı üzere TMSF, kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluştur. Göreviyle ilgili açılan davalarda kamu hizmetini yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenlerle sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanması gerekir. Bu durum karşısında, davalı kurum vekilinin yargı yolu yönündeki itirazı dikkate alınarak TMSF hakkında açılan davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilip hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4- Davalı BDDK vekilinin temyiz istemine gelince; Davacının diğer davalılar yanında BDDK aleyhine de dava açmış olmasına rağmen bu davalı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de yanlış olmuştur.
5- Bozma, neden ve şekline göre, davalı BDDK vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı T. İmar Bankası A.Ş. vekilinin tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı BDDK vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, Bankalar Kanunu'nun 4672 sayılı Yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince davalı İmar Bankası'ndan harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2.10. YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı BDDK'ya iadesine, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy