(6762 S. K. m. 598, 599, 690)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2004 tarih ve 2002/555-2004/499 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Toprak Seramik A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, tüm ödemelerini yaparak konutun teslim aldığını, bir borcunun bulunmadığını, ancak ortak yapılırken o tarihteki mevcut yönetimin ilerde genel bir fark çıktığında kullanılmak, kooperatifte kalmak ve daireler teslim alındığında iade edilmek koşulu ile 5 milyar TL bedelli tarihsiz ve vadesiz bono alındığını, talep edilmesine rağmen bulunamadığı gerekçesiyle iade edilmediğini, davalılardan A
Ltd. Şti'nin müvekkilini arayıp senedin kendisinde olduğunu bildirmesi üzerine kimden alındığının sorulduğunu, kooperatif tarafından teslim edildiğini açıkladıklarını, davalı kooperatifçe yapılan araştırmada anılan senedin kayıtlarda yer almadığının, çıkışının yapılmadığının ve cironun temsile yetkili şahıslarca yapılmadığının ortaya çıktığını, sahte ciroyla davalı A
Ltd. Şti. eline geçtiğini ileri sürerek, senetteki yazılan miktarda borcunun bulunmadığına, bu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, senetle ilgili olarak kooperatif kayıtlarında bilgi bulunmadığını, zamanın yöneticilerinin özel ilişkilerinin bilinmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı T
S... A.Ş vekili, müvekkilinin davalı A
Firmasıyla alış veriş yaptığını, bu ticari ilişki nedeniyle senedi ciro yoluyla aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlık konusu senedin davacı tarafından imzalanarak ilerde çıkabilecek borcu için davalı kooperatife verildiği, ancak tüm ödemelerini yerine getirdiği, lehdar kooperatifin temsilcilerinin imzası bulunmadan diğer davalı A. firmasına geçtiği, senetteki imzaların temsilcilere ait olmadığı hususunun kesinleştiği, bu senedin kooperatif kayıtlarında yer almadığı, yüklenici olan davalı A. firmasının senedin karşılıksız olduğunu bilebilecek konumda olduğu, sahtelik iddiasının kişisel bir def'i olmadığı herkese karşı ileri sürülebilecek nitelikte bulunduğu, TTK.nun 599 uncu maddesinin uygulama koşulu olmadığı, imzaların istiklali prensibinin somut olayda uygulanmayacağı, tazminat isteme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı T. S. İnş. A.Ş vekili temyiz etmiştir.
TTK.nun 690 ncı maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulanmasın gereken aynı Yasa'nın 598 inci maddesi hükmüne göre bir poliçeyi elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır ve hamilin ciro silsilesinin inceleme yükümlülüğü sadece dış görünüş itibariyle olup, ciro imzasının gerçekte cirantaya ait olup olmadığını inceleme yükümlülüğü yoktur. Her ne kadar hamil imzası sahte olan cirantaya başvuramaz ise de, dava konusu olayda olduğu gibi lehtarın ciro imzasının sahteliği keşideci tarafından hamile karşı ileri sürülemez, ancak, davacı bu davalının da TTK.nun 599 uncu maddesi uyarınca bonoyu, bononun karşılıksız olduğunu bile bile borçlunun zararına olarak devraldığını kanıtlamak suretiyle bononun bu davalı yönünden de iptalini sağlayabilir. Davada, davacı taraf bu davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmediği gibi, mahkeme kararında da bu yönde bir gerekçeye yer verilmemiş ve davacı da kararı gerekçesi bakımından temyiz etmemiştir. Bu itibarla, mahkemece bononun son hamili olan mümeyyiz davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak bu davalı yönünden de davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı T
S
A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy