(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.12.2004 tarih ve 2002/144-2004/995 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 5.7.1999 tarihinde kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, bu isteği yönetim kurulu tarafından kabul edilip 12.7.1999 tarihli yazıyla ödediği aidatların yasa ve anasözleşme hükümlerine göre iade edileceği belirtilmesine rağmen halen ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kooperatifin ekonomik durumunun bozuk olması ve ayrılan ortak sayısının fazlalığı nedeniyle 12.03.2000 ve 27.05.2001 tarihli genel kurullarda ödemelerin ertelenmesinin kararlaştırıldığını, davacının alacağını 12.04.2003 tarihinden önce talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 05.07.1999 tarihinde kooperatiften istifa ettiği, bu tarih itibarıyla birikmiş alacağının 1.105.000.000.-TL olduğu, kooperatifin mali durumu ayrılan ya da ihraç edilen üye alacaklarının ana sözleşmenin 15. maddesinde öngörülen sürede ödenmesine elverişli olmadığından 12.03.2000 ve 27.05.2001 tarihli genel kurul kararlarıyla ödemelerin 3 yıl ertelendiği, davacının birikmiş alacağından genel gider payı mahsubu ile 989.298.000.-TL alacağının 27.06.2004 tarihinde muaccel hale geldiği, bu nedenle davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı 05.07.1999 tarihli dilekçesiyle ayrılma isteğini kooperatife bildirmiş, yönetim kurulu tarafından bu isteği kabul edilerek bu husus 12.07.1999 tarihli yazıyla kendisine bildirilmiş, dolayısıyla davacının ortaklığı 1999 yılında sona ermiştir. Ana sözleşmenin 15. maddesine göre, ayrılan ortağın alacaklarının, ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bilanço tarihi, bilançonun genel kurulca onaylanıp, kesinleştiği tarihtir. 1999 yılı genel kurulu, 12.3.2000 tarihinde yapılmış ve bu yılın hesapları ibra edilerek kesinleşmiş, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmiş olması, bu durum nedeniyle pek çok ortağın istifa etmesi nedeniyle ayrılan ve ihraç edilenlerin geri ödemelerinin kooperatifin içinde bulunduğu olağanüstü durum dikkate alınarak 2 yıl ertelenmesine karar verilmiştir. Bilirkişi raporuyla 31.12.1999 tarihli bilançonun incelenmesiyle kooperatifin ana sözleşmede öngörülen sürede çıkan ve çıkarılan ortakların alacaklarının tamamını ödemesinin mümkün olmadığı, ödemenin kooperatifin varlığını tehlikeye düşüreceği tespit edildiğine göre davacının alacağı genel kurul kararına göre 12.04.2002 tarihinde muaccel hale gelmiştir. Daha sonraki 27.05.2001 tarihli genel kurulda alınan 3 yıllık erteleme kararının davacıya uygulanması mümkün değildir. Davacının alacağının tahsili için 15.7.2002 tarihinde icra takibi yaptığı ve 9.10.2002 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı gözetilmeden mahkemece davacı alacağı 27.06.2004 tarihinde muaccel hale geldiği için zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy