(6762 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2001/1891-2004/1151 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin (LPG) dağıtım işi ile iştigal eden önde gelen kuruluşlardan birisi olduğunu, tüm firmalarca piyasaya arz edilen gazın içeriğinin aynı olması gerektiğini, buna rağmen davalı tarafından görsel ve yazılı basında yer alan reklamlarda geçen rampada görmüşler seni/dağıtmışsın şanzımanı freni/bizde asla olmaz öyle arıza/inat etme sende katıl Oto Aygaz'a, aleme bizi madara etti/Oto Aygaz'a gitmek artık farz oldu ve doğru gaz, yüksek performans LPG 1 Oto Aygaz şeklinde yer alan ifadelerle diğer otogaz marka ve ürünlerini kötüleyici ve onların motorun performansını düşürebileceği ve hatta araçta bazı arızalara yol açabileceği izleniminin yaratılmaya çalışılıp aldatıcı beyanlarda bulunulduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin TTK. nun 56. maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından piyasaya sürülen ürünün Türkiye otogaz piyasasında faaliyet gösteren 48 firmadan sadece müvekkili dahil 2 firmanın sahip olduğu ve Avrupa'da kullanılan EN 589 standardında farklı bir ürün olduğunu, reklamlarda kullanılan ifadelerin ise Türk Edebiyatında atışma ve mani olarak adlandırılan bir ifadeler olup diğer firmaların ürünlerini kötüleyici bir unsur içermediğini, sadece müvekkilinin ürününü anlatan, gerçeğe aykırı olmayan, abartılı ve aldatıcı söylemler içermeyen ifadeler kullanıldığını, davacının tüketicilerin bilgilenmesini ve doğru olanı seçmesini önlemek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, somut uyuşmazlıkta tartışma konusunun davalının kendi ürününü pazarlamak için yaptığı reklamlarda davacının ürününü kötüleme amacının bulunup bulunmadığının tespiti olduğundan, tarafların ürünlerinin teknik yönden kararlaştırılmasının ikinci planda kaldığı, davalının reklamlarında kullanılan ifadelerin diğer firmaların ürünlerini kötüleyici ve incitici mahiyette olduğu, davacı ürünleri yönünden de ima yolu ile yanıltıcı nitelikte bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 56 vd. maddelerine dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece görüşüne başvurulan ilk bilirkişi kurulu raporunda davalının reklamlarının haksız rekabet teşkil etmediği yönünde görüş bildirilmiş, davacı vekilinin itirazı üzerine mahkemece, itiraz ciddi bulunarak yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekli görülmüş ve bilirkişi kurulunun iki üyesi dava konusu reklamlarda haksız rekabetin varlığı yönünde görüş belirtirken bir üyesi haksız rekabetin mevcut olmadığını bildirmiş, yeni rapor alındıktan sonra bu kez, dava konusu reklamlarda kullanılan ifadelerin haksız rekabet yönünden değerlendirilmesinin mahkemenin takdirine ilişen bir husus olduğu gerekçesiyle üçüncü bir bilirkişi heyetine gidilmesine gerek görülmemiş ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Oysa mahkemece HUMK. nun 275. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünün özel veya teknik bir bilgiyi gerektirdiği düşünülerek bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verildiğine ve bilirkişi raporlarında yukarıda belirtilen şekilde farklı görüşler bildirildiğine göre, artık yeni ve üçüncü bir bilirkişi kurulu oluşturularak mevcut çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy