(6762 S. K. m. 4, 1061, 1066, 1361)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.09.2004 tarih ve 2002/1684 - 2004/921 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkili şirkete taşıma sigorta poliçesiyle sigortalı kimyasal maddenin İtalya'dan gemi ile İstanbul'a taşındığı, Ambarlı limanında traylere yüklenmesi sırasında kimyasal maddenin aktığı fark edilerek ihbar yapıldığını, konteyner içerisindeki iki paletin denge tahtalarının kırılması sonucu hasarın oluştuğunu, oluşan 3.605.000.000 TL. hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle asıl davada, Arfor Taşıma Hizmetleri A.Ş'den, birleşen davada, GDT Logistic S.R.L izafeten Arfor Taşıma Hizmetleri A.Ş'den tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada; husumetin davalı acenteye yöneltildiği gerekçesiyle, davanın reddine, birleşen davada ise, konteynerin yükletence istiflenerek mühürlendiği, hasarın konteynerde taşıma yapılırken oluştuğunun kanıtlanmadığı, TTK.nun 1066 ncı maddesi uyarınca süresinde ihbar yapılmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşin davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK.nun 1361 inci madde hükmüne dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava sırasında hükümden önce, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesine İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çerçevesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Fıkrası eklenmiştir. Bu düzenleme uyarınca hükümden sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, bu hususlar aynı Kurul'un 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararı ile de bir kez daha vurgulanmıştır.
Somut olayda, dava, davacının sigortalısı taşıtan ile davalı taraf arasında deniz yolu ile taşıma sözleşmesine dayalı olarak, davalının sorumluluğuna ilişkin olup, 6762 sayılı TTK.nun Deniz Ticareti başlıklı 4 üncü kıtasında düzenlenen 1061 vd. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın görülüp sonuçlandırılmasının Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, TTK.nun 1361 inci madde hükmü beşinci kitap içerisinde kalsa da, davacı taşıma sigortacısı, selefinin dördüncü kitap hükümlerine dayalı haklarına halef olmuştur. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy