(6762 S. K. m. 1279, 1282, 1295)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kemer Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.10.2003 tarih ve 2001/319 - 2003/471 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde sigortalı bulunduğunu, 01.01.2001 tarihinde meydana gelen sel baskınında zarar gördüğünü, durumun ihbar edilmesine rağmen sigorta tazminatının gerekçe gösterilmeksizin ödenmediğini, poliçenin 28.12.2000 tarihinde primin peşin ödendiğini, tahsilat makbuzunu hemen almadığını, daha sonra özel silicilerce tahsilat makbuzunda oynama yapılarak primin 03.01.2001 tarihinde tahsil edilmiş gibi işlem yapıldığını, davalının sorumluluğunun başladığını, gecikmeden dolayı ayrıca zararının doğduğunu ileri sürerek, 17.000.000.000 TL hasar tazminatıyla gecikmeden dolayı meydana 1.000.000.000 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait işyerinin 28.12.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli poliçeyle müvekkili nezdinde sel teminatı hariç olmak üzere sigortalı bulunduğunu, 28.12.2000 tarihinde yenilendiği iddiasının gerçek olmadığını, her ne kadar acente tarafından düzenlenen poliçede tanzim ve başlangıç tarihi 28.12.2000 tarihi görünse de bu poliçenin, 01.01.2001 tarihli sel baskınından sonra sel teminatını kapsar şekilde 02.01.2001 tarihinde düzenlendiğini, prim tahsilinin de daha sonraki tarih olduğunu, sonradan tanzim edildiğinin bilgi işlem numarasından anlaşılacağını, riziko gerçekleştikten sonra düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlığa konu sigorta poliçesinin üzerindeki şifreleme çözüldükten sonra 02.01.2001 tarihinde basıldığının anlaşıldığı, davacının iddiasına kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Sigorta sözleşmesi, şekle tabi olmayan, birbirine uygun irade beyanlarıyla oluşan sözleşmelerdendir. Kural olarak, Sigorta Hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. TTK.nun 1279 uncu maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı Yasa'nın 1295 inci maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK.nun 1282 ve 1295 inci maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. Poliçenin düzenlenmemiş olması veya sonradan düzenlenmiş bulunması, sigortacıyı sorumluluktan kurtarmaz. Esasen, sigorta poliçesi sigorta akdinin zorunlu unsuru olmayıp, bir kanıt vasıtasıdır. Somut olayda davacıya ait işyerinin önceki dönemde sel rizikosu hariç davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, bu kere sel rizikosu da dahil olmak üzere 28.12.2000-2001 tarihlerini kapsar biçimde poliçe düzenlendiği, poliçenin acente tarafından tanzim edildiği, işyerinin 03.01.2001 tarihinde sel baskınına uğradığı, aynı acente kaşesi ve imzasını taşıyan tahsilat makbuzuna göre prim peşinatının 01.03.2001 tarihinde ödendiği, poliçenin rizikodan sonra sel baskınını kapsar şekilde düzenlendiği gerekçesiyle davalının tazminat ödemediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, meydana gelen riziko nedeniyle davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi esas alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili, müvekkilinin poliçenin primini 28.12.2000 tarihinde peşin olarak ödediğini, hemen makbuz almadığını, ibraz edilen makbuzun da düzenleme tarihlerinin özel silicilerce 03.01.2001 günü olarak düzeltildiğini iddia ederek, bu noktada davalının acentesinin kayıtlarına dayanmıştır. Prim tahsilat makbuzunun içeriğinden düzenleme tarihinde gözle görülür şekilde oynama Yapıldığı açıktır. Öte yandan, bilirkişi raporunda şifrelemenin çözümünden poliçenin 02.01.2001 tarihinde basıldığı tespit edilmiş ise de kayıt tarihinin 18.12.2000 günü olduğu belirlenmesine rağmen bu hususta bir açıklama yapılmamıştır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir. Bu durum karşısında, aralarında Sigorta Hukukçusu ve bilgisayar uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulu vasıtasıyla poliçeyi düzenleyen acentenin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, prim borcunun ne zaman ödendiğinin tespit edilmesi, diğer iddia ve savunmalar da değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy