(818 S. K. m. 61) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.10.2004 tarih ve 2002/603-2004/1176 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 06.03.2000'de davalıya ait uçakla Stockholm'e gitmek üzere Atatürk Havalimanı'na getirilen transit yolculardan, vizelerinin sahte olması nedeniyle deporte olan beş yolcunun 24 saat içinde geri götürülmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen 10.03.2000 tarihine kadar götürülmediğini, oysa 8.03.2000'de uçak seferinin olduğunu, bu durumda Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesi'nin Ek 9. maddesi ve Türkiye'deki Hava Hudut Kapılarında Kabul Edilmez Yolcuya Uygulanacak İşlemlere İlişkin Sivil Havacılık Yönergesi'nin 8. maddesi gereği yolcu başına 3.000.USD olmak üzere 15.000.USD. ceza kesildiğini ileri sürerek, bu meblağın 1.294.USD işlemiş faiziyle ve asıl alacağa temerrüt faizi uygulanmak üzere tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uçağın 23.07'de indikten hemen sonra 01.30'da uçakla ilgili kişilerin geri götürülebileceği halde, deporte işlemlerinin çok uzun sürdüğü için gönderilemediğini, bir sonraki sefere kaldığını, bu kişilerin barınma ve yiyecek ihtiyaçlarının kendilerince karşılandığını, Libya Devletine uygulanan ambargo nedeniyle yolcuların başka uçakla geri götürülemediğini ve sonuç olarak müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin deporte olan yolcularını, geliş yerine sefer bulunmasına rağmen götürmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 15.000.USD. nın dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, havayolu ile ülkeye giren ve geçersiz vize nedeniyle geri götürülmesi gereken ve ancak süresinde geri götürülmeyen yolcu nedeniyle, havayolu şirketine kesilen cezanın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; dava konusu faturaya bağlı alacağın, yasal ve sözleşmesel bir dayanağının bulunmadığı gibi, davaya konu olan yabancı kişiye, davalı tarafından verilmiş bir hizmetin olduğu iddia ve ispat edilemediğinden, buna göre sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilecek bir alacak da bulunmadığından, davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporunda ve davalı tarafça dosyaya sunulan yazılarda belirtildiği üzere, davacı kurumca cezaya gerekçe olarak gösterilen ve sivil havacılık sözleşmesine göre ceza kesilebilmesi için gerekli olan yönerge, olaydan iki yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, 8 ay gibi kısa bir sürede bu yönerge değiştirilerek, buna göre kesilen cezalar da kaldırılmıştır. Bu hususta, bilirkişi raporunda da anılan gerekçelerle, hükmün aksine görüş bildirildiği halde, mahkemece kararda raporların esas alındığı belirtilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
O halde, yukarıda açıklanan nedenlerle, davaya konu tazminatın istenilmesi mümkün olamayacağından, davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy