(4389 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2004/174-2004/919 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin, davalı Türkiye İmar Bankası'nda hesaplarının bulunduğunu, bu bankaya BBDK tarafından el konulmasından sonra Pamukbank Çamdibi Şubesine giderek belgelerini teslim ettiklerini, ancak daha sonra TC. Ziraat Bankası Çamdibi Şubesine gidildiğinde müvekkillerinin hesabına rastlanmadığını, oysa müvekkillerinin banka mevduatlarının devlet güvencesinde olduğu için bir işlem yapmayıp beklediklerini, sonuçta bankanın iflasına karar verilince bu davayı açtıklarını ileri sürerek, mevduat hesaplarında bulunan 95.000.000.000.TL'nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yetki ve husumet itirazında bulunmuş ve ayrıca da davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece; BDDK.'nın davalı bankaya el koyduğu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/3 maddesi uyarınca davalı bankanın ödeme yapma yetkisinin bulunmadığı ve davacı tarafın talebinin mevduat güvencesine dayandığından bu davanın TMSF'na karşı idari yargıda açılması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, banka hesabında bulunan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı ile davalı T. İmar Bankası A.Ş. arasındaki ilişki müşteri ile banka arasında bulunan sözleşme hükümlerinden kaynaklanmakta olup, özel hukuk hükümlerine tabidir.
Öte yandan, 03.07.2003 tarihinde BBDK. tarafından, davalı bankanın bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılarak, temettü hariç ait ortaklık hakları TMSF'na intikal etmiş ise de henüz bankanın tüzel kişiliği sona ermemiş olup, bu banka TMSF'nin atadığı kimselerce yönetilmektedir. Nitekim bu husus, davalı bankanın vekili olarak dosyaya sunulan cevap dilekçesinde de bu şekilde belirtilmiştir.
Bu durumda, davalı bankanın tüzel kişiliğinin devam etmesine ve özel hukuk tüzel kişisi olan davalının idari bir tasarrufunun söz konusu olmamasına göre, mahkemece davanın adli yargıda görüleceğinin kabulüyle, uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy