(1086 S. K. m. 427) (6762 S. K. m. 333, 432)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.11.2004 tarih ve 2003/1082-2004/1487 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, 25.02.2003 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirketin yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ancak daha sonra 08.05.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile, İSKİ'deki üyeliğinin yaş haddinden sona ermesi gerekçe gösterilerek üyeliğinin sona erdirildiğine ilişkin karar alındığını, oysa alınan mahkeme kararı ile İSKİ'deki üyeliğinin devam ettiğini, bu durumda davalı şirketteki üyeliğinin de devam edeceğini ileri sürerek, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin halen devam ettiğinin tespitini, 24.04.2003 tarihinden itibaren alınan tüm yönetim kurulu kararlarının iptalini ve haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarına ilişkin 4.500.000.000.TL. huzur hakkının davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, yönetim kurulu üyeliğinin kendiliğinden sona erdiğini, alınan karaların kanuna ve ana sözleşmeye uyun olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşılık dava olarak da mayıs ayında fazladan ödenen 1.000.000.000.TL. huzur hakkının temerrüt faiziyle iadesini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, davacının İSKİ'deki görevinin sona ermesinden sonra davalı şirketteki üyeliğinin de sona erdiği, idare mahkemesinin göreve iade kararının davalı şirketin aldığı kararları etkilemeyeceği ve bu nedenle davanın haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine ve ihtirazı kayıt olmadan ödeme yapıldığı için de karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK. nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000.000.000 TL. nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
Davalı vekilinin, cevap dilekçesiyle açmış olduğu karşılık davasında, toplam 1.000.000.000.TL. alacağın tahsili istenilmiş olup, mahkemece bu davanın reddine ilişkin verilen karar, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, asıl davaya ilişkin temyizine gelince; dava, davacının, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiğinin tespiti ile buna dayalı huzur hakkı bedellerinin tahsili ve yokluğunda alınan yönetim kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, dava dışı İSKİ'deki yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği ve bu nedenle ana sözleşmenin 12. maddesi gereği davalı şirketteki görevinin de sona erdiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; gerek ana sözleşmeye ve gerekse bilirkişi raporlarına göre, dava dışı İSKİ'nin davalı şirketin ortağı olmadığı sabittir. Nitekim davalı vekilince bu hususun aksi de savunulmamıştır.
Öte yandan, TTK'na göre kurulduğu belirtilen davalı şirketin ana sözleşmesinde, yönetim kurulu üyelerinin nasıl seçileceği belirtilmiş olup, şirkette ancak ortak olan tüzel kişilerin yönetim kurulunda üye bulundurabileceği öngörülmüştür. Buna göre, ortak olmadığı halde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olan şirketlerden de davalı şirkette yönetim kurulu üyesi bulundurulabileceği yönündeki savunmasının kabulü mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasına ilişkin delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurmak gerekirken, ayrıca bilirkişi raporunda da bu yönde görüş bildirilmesine rağmen, mahkemece, işin esasına girilmeksizin, yalnızca yukarıdaki gerekçeye dayalı olarak asıl davanın reddi karar verilmesi doğru görülmemiş ve yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda, 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin TTK. nun 432/4. maddesi gereği reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 13.20 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ve karşı davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ve karşı davalıya iadesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy