(6762 S. K. m. 309, 336) (818 S. K. m. 41, 50)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.10.2003 tarih ve 2003/446-2003/3 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 145 lot hamiline yazılı hissesi bulunduğunu, İstanbul Anadolu yakasında elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti hizmeti hususunda davalı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesinin davalı şirketin kusurlu ve hileli hareketleri sebebiyle kamu yararının şirket tarafından ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle iptal edildiğini, sözleşmenin iptali sonucu davalı şirketin borsaya kote edilmiş hisselerinin işlem tahtası kapatılıp senetlerin borsadan çıkarıldığını, müvekkilinin 2 yıl müddetle temettü alamaması ve senetlerin değersiz hale gelmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek TTK. nun 336, 309 ve BK.nun 41, 50. maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.500.000.000 TL'nin Bakanlar Kurulu kararıyla imtiyaz sözleşmesinin iptal edildiği 21.4.2002 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, imtiyaz sözleşmesinin sona ermesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin üstlendiği kamu hizmeti görevini hukuka uygun şekilde ve layıkıyla yerine getirdiğini, tüm sorumluluğun sözleşmenin hukuki alt yapısını hazırlayan, sözleşmeyi iptal eden ve sözleşmenin iptali durumunda yeniden sözleşme yapmak yerine yasal mevzuatı hiçe sayıp şirkete el koyan bakanlığa ait olduğunu, müvekkilinin sermaye piyasasındaki işlemleri iradesi dışında durdurulduğundan husumetin bakanlık, SPK ve İMKB'na yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının davalı şirket yöneticisi ve temsilcilerinin kusurlu davranışları sonucu şirket ortağı olarak uğradığı zararın tazminini istediği, şirket hissedarının yöneticilerin kusurundan dolayı uğradığı sermaye zararını şirket tüzel kişiliğinden talep edemeyeceği, ancak şirket sorumlularına karşı dava açılabileceği ve davalı şirket tüzel kişiliğinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy