(6762 S. K. m. 370)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.05.2004 tarih ve 2003/266 - 2004/503 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı anonim şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 2001 yılı olağan genel kurul toplantısını 20.12.2002 tarihinde yaptığını, bu toplantıya hiçbir surette çağrılmadığını, kendisinin de bu toplantıya katılmadığını, belgeleri de imzalamadığını, ancak hazurun cetvelinde müvekkilinin asaleten imzasının atıldığının görüldüğünü, oysa imzanın müvekkiline ait olmadığını, yokluğunda ve iradesi dışında taklit edildiğini, bu itibarla genel kurulda alınan kararların geçerli ve bağlayıcı yönünün bulunmayıp yoklukla malul olduğunu, TTK.nun 370 inci maddesi hükmüne aykırı davranıldığını ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çağrının usulsüz yapılması veya hiç yapılmamış olmasının alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağını, dava konusu edilen genel kurul her ne kadar çağrısız yapılmış olsa da tüm hissedarların bilgisi dahilinde ve tam katılımlarıyla gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, dava konusu edilen genel kurula ait hazurun cetvelinde bulunan imzanın davacının eli ürünü olmadığı, ancak bu hususun davacıya sadece gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi nedeni ile dava açma hakkı vereceği, davacının alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kuralarına aykırılığı iddiasında bulunmadığı, bu konuda bir kanıt da sunmadığı, alınan kararların yeterli nisapla alındığı, davacı katılsa dahi sonuca etkili olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı anonim şirketin 20.12.2002 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
TTK.nun 370 inci maddesindeki düzenlemeye göre, anonim şirketlerde bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı terk ederse, yada katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez. (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK.nuna göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara,1993 Bası, s.76). O halde, TTK.nun 370 inci maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan karar da yoklukla maluldür.
Somut olaya gelince, davacı vekili, davalı anonim şirketin ortağı olan müvekkilinin dava konusu edilen toplantıya hiçbir surette çağrılmadığını, kendisinin de bu toplantıya katılmadığını, belgeleri de imzalamadığını, ancak hazurun cetvelinde müvekkilinin asaleten imzasının atıldığının görüldüğünü, oysa imzanın müvekkiline ait olmadığını, yokluğunda ve iradesi dışında taklit edildiğini, TTK.nun 370 inci maddesi hükmüne aykırı davranıldığını ileri sürmüş, davalı vekili, çağrının usulsüz yapılması veya hiç yapılmamış olmasının alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağını, dava konusu edilen genel kurul her ne kadar çağrısız yapılmış olsa da tüm hissedarların bilgisi dahilinde ve tam katılımlarıyla gerçekleştiğini savunmuş, mahkemece, 20.12.2002 tarihinde yapılan 2001 yılı olağan genel kurul toplantısına ait hazurun cetvelindeki davacının adı soyadı karşısında atılı bulunan imzanın davacı eli mahsulü olmadığı tespit edilmiş, ancak yazılı gerekçelerle, dava reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dava konusu genel kurul toplantısında TTK.nun 370 inci maddesinde öngörülen iki şartın da yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy