(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.12.2004 tarih ve 2003/193-2004/456 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatif ortağı iken istifa ettiğini ve birikmiş 2.251.872.000.-TL aidat alacağının 20.04.2002 tarihli genel kuruldan bir ay sonrasında muaccel olduğunu ve ancak bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; iddia, dosyadaki deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kooperatifçe alınmış bir erteleme kararı bulunmadığı ve davacının 1.447.250.000.TL. ödediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüyle anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatiften ayrılma nedeniyle, ödenen aidat paraların istirdadı istemine ilişkindir.
Davada, davacının üyeliğinin sona erdiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, ödenecek paranın belirlenmesi konusundadır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Bilirkişi raporunda, davacının ödemelerine ilişkin, banka kayıtları ve makbuz bulunmadığı gerekçesiyle, dosya içindeki bir başka üye hakkındaki dava dosyasında yapılan ödemeler esas alınarak davacının alacağı hesaplanmış ve istifadan sonraki bilançoya göre, o yıla ait davacının payına düşen gider olup olmadığı ise hiç tartışılmamıştır.
Oysa, emsal dava dosyasındaki kooperatif ana sözleşmesinin 15. maddesine ile 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. maddeleri hükümleri gereğince, davacının kooperatife yatırdığı paralarının, ancak bilançoya göre ilgili üyenin payına düşen gider düşüldükten sonra, kalan kısmının iadesi mümkündür. Ayrıca, her bir üyenin ödemesi birbirinden bağımsız olduğundan, bir başka ortağın ödemelerine göre davacının ödediği paranın belirlenmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının ödemelerine ilişkin, önce davacıdan belge ve delilleri istenilmek, daha sonra gerekirse keşif yapılarak kooperatif kayıtları incelenmek, bunun sonucunda yukarıda açıklandığı üzere hesaplama yapılmak ve buna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde verilen hüküm doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy