(CMR. m. 17, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 09.11.2004 tarih ve 2004/28-2004/389 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı muhtelif dizel motor emtiasının davalı tarafından Almanya'dan Türkiye'ye taşınması sırasında hasar gördüğünü, tazminatının ödendiğini, rücu koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, 24.426.035.000. TL.nın ödeme tarihi olan 26.08.2001 gününden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki ve görev itirazında bulunarak dava konusu taşıma işinin İnternationale Spedition Willi Betz GmbH+Co.KG firması tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bu taşımaya katılmadığını, anılan firma ile de acentelik ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacıyı taşıma sigorta poliçesiyle sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması işinin üstlenildiği, hasarlı teslim yapıldığı, bu hasarın yükleme hatasından kaynaklandığı, durumun taşımayı yapan sürücünün imzasının bulunduğu tutanakla sabit olduğu, davacı tarafından itiraza uğramayan rapora göre talep edilebilecek zararın tutarının belirlendiği, bu nedenle hasardan davalı yabancı uyruklu taşıyıcının sorumlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 11.403.968.173. TL.nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı vekilinin esasa yönelik tesis edilen önceki hükmü gerekçe yönüyle temyiz etmemiş olmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı nezdinde sigortalı muhtelif dizel motor emtiasının Almanya'dan Türkiye'ye taşınması sırasında hasarlandığı, bu taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Hasarların giderilmesi amacıyla emtiaların tekrar Almanya'ya geri götürüldüğü de sabittir. Türkiye'de düzenlenen ekspertiz raporunda hasarın nedeni yükleme esnasında TIR dorsesi içinde boşluk bırakılması ve ahşap palet üzerine monte edilmiş motorların vasıtanın seyri sırasında ileri geri ve dorse içinde birbirine çarpması ve üzerine devrilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca, geri götürülmesi sonrasında Türkiye'de çekilen fotoğraflar değerlendirilerek düzenlenen ekspertiz raporunda da hasarın sebebi yükleme alanındaki uygun olmayan istiflenme (her kızak arasındaki boş alan ve/veya yükleme alanın ön duvarına doğrudan istiflenmemesi, vb.) ve/veya yükleme alanında dikkate alınmayan güvenlik önlemleri olarak gösterilmiştir. Esasen, davacı vekili de önceki temyiz dilekçesinde hasarın yükleme ve istifleme hatasından kaynaklandığını açıklamıştır. CMR hükümlerine tabi taşımalarda da taşıyıcının, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar meydana gelen hasar ve kayıplardan sorumlu olacağı esastır. Ancak, anılan Konvansiyon'un 17/4-c maddesinde, yükün gönderici, alıcı veya bunların adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, istiflenmesi veya boşaltılması özel bir risk durumu olarak kabul edilmiş, hasar veya kaybın anılan nedenlerden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır. Fakat, bu halde de taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi için yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme, nezaret etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bahse konu yükümlülüğün ihlali, taşıyıcı bakımından müterafik kusur oluşturmaktadır. Bu durum karşısında, yüklemenin kime ait olduğu belirlenip, yukarıda açıklanan hususlar dahilinde aralarında makine mühendisi ve sigorta hukukçusunun bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda motorların reel ağırlıklarının 1/10 oranındaki ağırlıkta olan parçalarının hasarlandığı kabul edilerek CMR Konvansiyonu'nun 25 inci maddesi uyarınca tazminat hesabı yapılmış ise de bilirkişi, uzmanlık alanı itibariyle hasar oranını tespit edebilecek konumda değildir. Nitekim, anılan raporda bu noktada makine mühendisine ayrıca inceletme yaptırılması hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu da vurgulanmıştır. O halde, taşınan emtialardaki hasar oranını uzman bilirkişi vasıtasıyla belirlenmeden yazılı şekilde tazminat hesaplanması da kabul şekli bakımından yanlış olmuştur.
4- Ayrıca, gerçek zararın belirlenmesinde taşıma poliçesinin tanzim tarihindeki kur karşılığı üzerinden hesaplama yapılmış ise de bunun gerekçeleri açıklanmamıştır. Ancak, dava halefiyet esasına göre açılan bir dava olup, davacı sigortacı gerçek zararı talep edebilecektir. Bu durum karşısında, hasar tarihindeki kur karşılığının esas alınmaması da kabul şekil bakımından doğru bulunmamıştır.
5- Öte yandan, hasarlı emtianın tamiri için Almanya'ya götürülmesinden kaynaklanan gidiş ve dönüş navlun ücreti olarak belirlenen 27.000 DM.nin uygunluğu ve davalının bundan da sorumluluğu kabul edilmesine rağmen kur karşılığı belirlenirken 17.000 DM üzerinden hesap yapılmasının nedenin açıklanmaması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı, 3, 4 ve 5 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy