(4721 S. K. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.11.2004 tarih ve 2004/180-2004/636 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 28/11980 arsa payı üzerinden (43.000) Alman Markı ödeyerek davalı kooperatiften bir işyeri satın almak suretiyle kooperatife ortak olduğunu, dolayısıyla arsa payı birim fiyatının (1535) Alman Markı'na isabet ettiğini, buna karşılık müvekkiline tapusunun verilmesiyle 24/11980 arsa payının isabet ettiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, 4 arsa payı için hesaplanan (6140) Alman Markı'nın karşılığı (3139) Euro'nun temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bir zarara uğramadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu Mamak İlçesi 15276 Ada 1 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde iki ayrı kooperatifin bulunduğu, 11980 m² olan bu taşınmazın 6839 m²'sinin dava dışı S.S. Özgün Kent Yapı Kooperatifi'ne ait iken 5141 m²'sinin davalı kooperatife ait olduğu, mimari projesi ortak hazırlanan bu iki kooperatifin sadece bağımsız bölümler dikkate alınarak arsa paylarının hesap edildiği, kat irtifakına geçilirken bu hatanın fark edilmesi üzerine tüm bağımsız bölümlerin arsa paylarının, ait oldukları kooperatif hissesine göre düzeltildiği, bu düzeltmeler sonucunda davalı kooperatife ait tüm bağımsız bölümlerin arsa payları azalırken, dava dışı kooperatife ait bağımsız bölümlerin arsa paylarının arttığı, ancak daire ve dükkanların yüzölçümlerinde bir değişikliğin olmadığı, bu hata nedeniyle davacının bir zarara uğramadığı, davacının bir zararı olduğu ve kooperatifçe karşılanması gerektiği kabul edilirse bu kez davacının da diğer kooperatif ortaklarının zararlarına katılması gerekeceği, MK.nun 2. ve 3. maddeleri de dikkate alınırsa, davacının zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, başlangıçta 28 olan arsa payı üzerinden üyelik giriş aidatını ödeyerek davalı kooperatif ortaklığına kabul edilen davacının, ferdi mülkiyete geçilmesi aşamasında oluşturulan tapu sicil kayıtlarına göre arsa payının 24 olduğunun tespit edilmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Toplam (11.980)m² olan dava konusu taşınmaz üzerinde davalı kooperatif ile birlikte bir kooperatifin daha arsasının bulunduğu, mimari proje hazırlanırken bu iki kooperatifin arsa paylarının birbirinden farklı olduğunun dikkate alınmaması sonucunda, her iki kooperatif ortaklarının arsa paylarının hatalı şekilde belirlendiği, bu hatanın tapu siciline tescil aşamasında fark edilip düzeltildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bu hata nedeniyle davacının bir zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyada bulunan 03.02.1996 ve 17.01.2004 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların incelenmesinden, davacının başlangıçta hatalı olarak belirlenen arsa payı üzerinden hesap edilen giriş aidatını ödeyerek (ayrıca hissesine düşen genel gider payını) davalı kooperatif ortağı olduğu anlaşılmaktadır. Bir an için bu arsa paylarının düzeltilmesi sırasında davalı kooperatif ortakların ait tüm payların aynı oranda azalması halinde davacının zarara uğramayacağı düşünülebilir ise de, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, bu azalmaların orantılı olmadığı, hatta B-3 Blok 19 no'lu dükkanın, başlangıçta 30 olan arsa payının sonradan 32'ye yükseldiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davalı kooperatif ortaklarının başlangıçtaki arsa paylarının düzeltilmesi sırasında meydana gelen bu orantısızlığın neden kaynaklandığı, davacı tarafından başlangıçta hatalı olan arsa payı üzerinden ödeme yapıldığına göre, arsa paylarında meydana gelen bu değişiklikler nedeniyle davacının bir zarara uğrayıp uğramadığı, bir zarara uğramışsa gerçekte ödemesi gereken meblağın ne olduğu belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy