(818 S. K. m. 84, 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Muğla Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.10.2004 tarih ve 2003/691 - 2004/825 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatife borçlu olduğu 2.010.000.000 TL faizin Ocak 2001'de ana para borcuna dönüştürülerek aylık %10 oranında faiz yürütülmesi sonucu müvekkiline 7.188.000.000 TL borç çıkarıldığını, bu borcun müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, ancak Ocak 2001'den itibaren mürekkep faiz uygulanmadan yapılan hesaplamaya göre kooperatifin müvekkilinden 4.700.000.000 TL fazla para tahsil ettiği, bu fazla tahsilatın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, mürekkep faiz uygulamasının meşru olmadığını, uygulanan faiz oranının gabinle malul olduğunu ileri sürerek fazladan tahsil edilen 4.700.000.000 TL'nın yasal faiziyle birlikte davalıdan iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ortak tarafından Temmuz 2000 tarihinde yapılan 2.650.000.000 TL kısmi ödemenin müvekkili kooperatif tarafından anapara borcuna sayılmayıp, öncelikle o dönemde 2.010.000.000 TL'na ulaşmış olan gecikme faizine mahsup edildiğini, aylık %10 gecikme faizinin makul bir oran olduğunu, gecikme faizinin anaparaya dönüştürülerek faize faiz yürütülmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını ayrıca davacının dava tarihi itibariyle müvekkili kooperatife aidat ve gecikme faizi borcu bulunduğundan iadesi zorunlu bir bedel olsa bile müvekkilinin bunu davacının borçlarından mahsup etme hakkı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin davacının yaptığı ilk ödemeyi ana paraya mahsubu karşısında kalan borca faiz yürütmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının fazla ödeme miktarı olarak tespit edilen 3.750.000.000 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, fazladan ödendiği iddia olunan miktarın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı taraf, 2000 yılına ait faiz borcunun 2001 yılı Ocak ayında anaparaya dönüştürülerek aylık % 10 faiz yürütüldüğünü, yasaya aykırı olarak yapılan bu hesaplama sonucu davalı kooperatife fazladan ödemede bulunduklarını iddia ederek ödenen fazla meblağın tahsilini istemiş, davalı kooperatif ise yaptığı savunmada, davacının yaptığı kısmi ödemelerin anapara borcuna sayılmayarak öncelikle birikmiş faiz borcuna mahsup edildiğini, gecikme faizi borcunun anapara borcuna dönüştürülerek faize faiz yürütülmesinin söz konusu olmadığını savunmuştur. Taraflar, delil olarak kooperatif kayıtlarına dayanmıştır. Ancak, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda incelemenin kooperatif kayıtları üzerinde yapılmayıp, davacı tarafından sunulan aidat çizelgesine göre yapıldığı anlaşılmış olup, çizelgede davacının Temmuz 2000 ayında yatırdığı paranın tamamının anapara borcundan düşüldüğü, bu ay itibariyle davacının anapara borcunun kalmadığı, sadece birikmiş faiz borcunun kaldığı, anapara ve gecikme faizi borcu olan ortakların yapmış oldukları kısmi ödemelerin öncelikle anapara borcuna mı yoksa gecikme faizi borcuna mı mahsup edileceğine dair Kooperatifler Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmadığı, bu hususla ilgili olarak genel kurul toplantılarında açık bir karar alınmadığı belirtmiştir.
BK. 84. maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, kooperatif alacakları hakkında da uygulanır. BK. 84. maddesi uyarınca uygulama yapılması yasal bir hak olduğundan genel kurulda buna ilişkin ayrıca bir karar alınmasına gerek bile yoktur. Bu nedenle mahkemece, davalı kooperatife ait defter kayıtları ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının borcunun ne şekilde hesaplandığının belirlenmesi, BK. 84. madde uyarınca uygulama yapılmış olması halinde bunun yasal bir hesaplama şekli olduğunun kabul edilmesi, ancak BK.nun 104/son maddesine aykırı olarak gecikme faizi borcunun anaparaya eklenerek veya anaparaya dönüştürülerek üzerinden tekrar faiz uygulanamayacağı hususlarının dikkate alınması ve sonucuna göre, davacının fazladan bir ödemesi olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, davacının ibraz ettiği aidat çizelgesine dayalı olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi esas alınarak yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy