(818 S. K. m. 96, 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bandırma Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2004 tarih ve 2003/579-2004/698 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Bandırma Şubesi aracılığıyla 08.10.2003 vadeli (14.476.600.000) TL bedelli ve 18.02.2004 vadeli (8.142.500.000) TL bedelli hazine bonosu satın aldığını ileri sürerek, toplam (22.619.100.000) TL hazine bonosu bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'na intikal ettiğini ancak tüzel kişiliğinin de devam ettiğini, TMSF tarafından güvence altına alınan mevduat hesapları dışında kalan hazine bonolarının ödenmesine karar vererek ve ödeyecek makamın müvekkili olmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, TMSF tarafından mevduat hesapları dışındaki hazine bonolarının güvence kapsamına alınmadığı, hazine bonolarının durumunun hükümet tarafından yapılacak açıklamalara bağlı olduğu ve ödenmelerine karar verilse bile ödemeyi yapacak makamın davalı olamayacağı, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu Hazine Bonosu hesabının, tasarruf mevduatı hesabı niteliğinde olmadığı, bu nedenle Devlet güvencesi kapsamında bulunmadığı açıktır. Davacı da alacak davasını, hesabının bulunduğu T. İmar Bankası AŞ.'ne karşı açmıştır. Anılan banka vekili tarafından verilen yanıtta, banka tüzel kişiliğinin devam ettiği bildirilmiştir. Ayrıca davalı T. İmar Bankası AŞ. hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/132 E. sayılı dosyasında iflas davasının görülmekte olduğu da bilinmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının hazine bonosu alımı için davalı bankaya para yatırdığı çekişmesiz olduğuna göre davalı bankanın karşılığında geçerli bir hazine bonosu vermediği anlaşıldığında dava konusu alacağın ancak para yatırılan T. İmar Bankası AŞ.'nden tahsil edilebileceği, yargılama sırasında davalı bankanın iflasına karar verilmesi halinde, husumetin davalı bankanın iflas idaresine yöneltilebileceği, ödemeyi yapacak makamın da davalı banka olduğu gerekçesiyle, davanın bankacılık işlemlerinden kaynaklanan bir alacak davası gibi görülüp sonuçlandırılması gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak açılan davanın TSMF aleyhine açılmış bir dava gibi değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy